Kategori: Deneyim

  • Yazarlık kariyerime nasıl başladım?


    Sevgili okurlar, bu zamana kadar başımdan geçenleri anlatmaya kalkarsam eğer, büyük ihtimalle sıkılırsınız ve virgül sayısını kontrol etmekte zorlanırım.

    Üstelik benim gibi sıradan bir yazarın, hikayesini genellikle (kimse) ciddiye almak istemez. Olur ya * yani bir biçimde (denk gelirsek) dinlemek isteyenler için, yazılı bir aktarımı tercih etmek istiyorum.

    Bir zamanlar hayalleri olan bir gençtim.

    Acılar içerisinde, şaka yapıyorum – neşeli bir günün ardından, hemen karar verdim diyemem. Yazar olmaya.

    Sadece biraz sıkılmış olmakla ilgili düşüncelerim bulunuyordu.

    Sıkıcı bir gün geçirmiştim. Sıkıcı bir hafta geçirmiştim. Sıkıcı bir ay geçirmiştim. Sıkıcı bir yıl geçirmiştim. Sıkıcı bir üç yıl geçirmiştim.

    Üniversite zamanı bu şekilde ilerler. Çok yanılmıyorumdur umarım. Bu bana özgü bir durum muydu? Yoksa…

    ***

    İlgi alanım çoğunlukla okula başladığım zamanlardan beri, kurmacalardı. Çizgi filmleri herkes sever öyle değil mi?

    Filmleri? Çoğu artık sevmiyor galiba. Benim gibi.

    Yine de eski dönemler, bu pek sevilmeyen süreçlerin olmadığı zamanlar yani – işte bilirsiniz sosyal medya öncesi, izlemek eğlenceliydi.

    İnsanlara anlatabileceğiniz şeyler olurdu.

    ***

    Düşünün arkadaş edinirken bile – bir filmin sahnesi işe yarayan bir aygıttı denilebilir. Üstelik şu büyücülük okulunda geçen film serisini bir düşünün, sürüyle sahneye sahip bir aygıttı.

    Siber alemlerde gezme dönemi öncesinden bahsediyorsak eğer, ağlamak bile bir tür pirim olayıydı. Filme giden kişilerin ağlaması hakkında aylarca süren geyik muhabbeti.

    Bir filme defalarca gidenler hakkında konuşmalar. Akıl yakan filmler için mi? Elbette, ilginç dönemlerdi. 2000 denen o zaman.

    Şimdi yazar olmak isteyenlerin çoğu 2000 sonrası doğumlu olabilir. Bu garip bir his mi? Evet – ya da – hayır.

    ***

    Konuya geri dönecek olursam, animeleri saymaya gerek var mı? – sokakları ele geçiren bir dönemler, saçma serseri kültürü değildi. Doğrudan animelerdi.

    Pazar alanlarını ele geçiren sinema filmleri ve müzikleri – unutmamak gerekli.

    Oyuncaklar. Tshirtler. Ayakkabılar.

    ***

    Doğal olarak insanlar için bir film yazmak henüz itibarı düşmemiş bir meslek ya da uğraştı. Sıklıkla ya da diyorum çünkü – anlaması zor bir durum gibi geliyor. Günümüz bakışından ilerlersek.

    Bakın sevgili – okurlar, bilgisayar oyunlarını işin içine karıştırmaya korkuyorum. İnternet kafe dönemlerini. Daha temiz bir başlangıç planlıyordum. Ancak – beceremedim.

    ***

    Yazarlığın dahi böyle midir? – sorunuzdaki ironiyi anlıyorum. Gülümsüyorum ve devam ediyorum.

    Nasıl anlatabilirim? – yazar olmak için çabalamaya bile gerek yoktu. Henüz bilgisayar bilimcilerin dönemi gelmemişti. Bir yapay zeka üretmek değil bir yapay zekanın dünyayı ele geçirmesini konu alan filmlerin gişe rekorları kırdığı zamanlardı.

    Bu nedenle ilkokul döneminde çeşitli şiir yarışmalarına katılma kararı almıştım diyemem, büyük ihtimalle ödüle konmak istiyordum. Çoğu zaman kitap ödülü verilen yarışmalarken bile.

    Derece almışlığım var diyeceğim ama herkesin derece aldığı yarışmalar olduğunu biliyor muyuz? – iftira atmayayım, belki de katılan herkes sertifika almıyordur.

    Neyse, konumuza dönersek, şiir yazmayı seviyordum. Fakat işleri değiştiren biraz daha ortaokul dönemi oldu.

    ***

    Ortaokula geçince dönem ödevi diye bir kavramla karşılaştım. Bu dönem ödevini yapmak için bir kitap hazırlamak gerekiyordu. Türkçe dersi için – elbette.

    Anaokulunda dergi çıkardığımı bilmeyenler için – yazıcının kartuşunu bitirmenin verdiği kuvvetle, neden yapamayayım diye düşündüm mü? – hatırlamıyorum. Çocukluk zamanına inecek bir makine çıkarsa – makinaaağ – belki inceler ama şimdi – bu duruma dönersem, ortaokula yani, kitabı oluşturmaya başladık.

    Ailemizin yardımıyla olduğu için başladık diyorum. Fable benzeri, masal benzeri ve biraz fıkra benzeri öykümsü şeylerle doldu. Hikayecik mi? Evet. Sonra kitap haline getirildi. Teslim edildi. Ardından hayatım değişti mi?

    Hayır.

    ***

    Sırayla ilerleyecek olursam, yazar olmak için liseyi aşmam gerekiyordu. Neyse ki – lise dönemim kitap okunma oranlarının yaşam dolu olduğu bir zamana gelmişti.

    Akıllı telefonların vurgununa uğramamışlardı.

    Kim? – Zihinler.

    ***

    Lise ders çalışarak geçerken, elbette sosyal medya ortaya çıktı.

    Bilgisayardan birilerine mesaj gönderme dönemi.

    İşte bu biraz yazının dönüştüğü zamandı.

    Hoşlandığın biri ile görüşürken veya duvar denen alanda kendi mesajlarını yazarken, dili kullanmayı becermek gerekiyordu.

    Bu zaman gibi değildi. Yani 2026.

    Dili kullanma konusunda biraz olsun yetersiz biri olursanız, büyük ihtimalle alay konusu olurdunuz.

    Henüz uzak kentler veya kırsal kesimler internet kullanmıyorken, bu durum böyle sürmüştür.

    Ve bu durumun getirdiği bir “de-da” ayrı yazılıyor kavgasına karışmamak üzere, hatta çok havalı karşı cinslerin ilgisini kaybetmemek – dahası birilerince eziklenmemek için, Dilbilgisi en sevdiğiniz ders olarak kayıtlara geçebilirdi.

    ***

    Lise zamanı bilgisayar oyunlarının bile sohbet özelliği kazanmasıyla, işler daha da karmaşık durumlara evrilmiştir.

    Yazmak daha da önemli bir biçim alıyorken, kurmacalara geçiş nasıl yaşanmıştı?

    Forumlar. Evet, forumlar.

    Bilgisayar oyunları toplulukları ve anime kültürü – sosyal medya gazıyla yükselirken, herkes abi bakın benim yazdıklarımı da okuyun – gibi bir tavır takınmaya başlamıştı.

    ***

    Bir oyunun derinlerinde olduğunuz göstermek için, arkadaşlarınıza – bir hikaye yazmanız her zaman etkileyici bir olaydı.

    Sevdiğiniz veya insanların sevdiği animeler hakkında – hayran kurguları yazmak gibi.

    Filmleri de unutmamak gerekiyor.

    Elbette henüz hızlı ve öfkeli hayran kurgularının yazıldığı dönemler değildi. Çünkü ehliyetin olmadığı yaşlar…

    Ah, doğru uzatmayalım.

    İşte bu şekilde başladı.

    ***

    Blog dönemini unutmamak gerekiyor. Bir ara blog ödülleri bile düzenleniyordu.

    Karşı cins bu tür popülerlikleri aşırı önemsiyordu. Eğer ki iyi bir yazarsanız, büyük ihtimalle hayatınız boyunca yırtmışsınız gibi bir hava vardı.

    Elbette demekten sıkıldım ama vlog dönemi çıkana kadar.

    ***

    Her güzelliğin bir dönüm noktası vardır. Üniversite gibi.

    Üniversiteye geçince yazmayı bıraktım. Belli bir döneme kadar sadece İngilizce yazmanızı bekleyen saçma bir hayat döngüsüne girmişsinizdir.

    Evet, döngü kırıldığı zaman, işler yoluna giriyor gibi. Başkalarına güzel hikayeler yazabiliyorsunuz. Yarışmalar vb.

    İnternette illa bunlara katılıyorsunuz. Başarı sayınız sıfır. Ancak devam ediyorsanız, yazar olma noktasına gelmişsiniz gibi.

    ***

    Üniversite zamanı gittiğiniz bölüme göre yazarlık dünyanız dönüşüyor. Kurmaca üzerine gelişebileceğiniz bölümlerden birini tercih etmiş biriyseniz, o zaman işiniz kolaylaşıyor.

    Yersen, gülümseme.

    Proje işleri başlayana kadar hiçbir kolaylık olmaz. Proje başlayınca daha zorluk oluşur. Öğrenme zorluğu.

    Yapay zekalar veya internetin bilgi küpü olmadığı zamanlar. Sorarak öğrenmek veya deneme yanılmayla ilerlemek gerekiyordur. İşte yazmak bu kapsamıyla zordur.

    ***

    Öğrenirseniz, işler yoluna giriyor mu? – hayır.

    Yazar olmayı ancak böyle hedeflemeye başlıyorsunuz.

    Fakat yazar olmak hiç kolay olmayan bir başka öğrenme sürecini başlatıyor.

    Yıllarca süren bir yıkım gibi.

    ***

    Para kazanmak veya ünlenmek için yazarlığa başlamadım. Yazarlık bir biçimiyle hayatımıza sokuldu. En gösterişli meslekti. Özendirildik. Yazarlar milyarlarca dolar kazanıyor deniliyordu. Dergiler, televizyon ve haberler buna hizmet ediyordu.

    Sonuç olarak bunların sadece belli bir bölgeye ait olduğu ve okuma oranlarının hiç düşünüldüğü gibi olmadığını algılama süreci – yazar olma süreci gibi bir yapıdır.

    Sizlere bundan sonraki yazılarımda, kişisel olarak yazarlık deneyimimden kesitler sunacağım.

    ***

    Bana kızaca “yazarınız” demenizi istiyorum. Hangi kitapları yazdığım veya hangi eserleri ürettiğimi merak ediyor musunuz? –

    Sizce başarılı bir yazar olmuş olsaydım bugün bu yazarolmak.com üzerinden sizlere seslenmekle uğraşabilir miydim?

    ***

    Başarısız yazarolmak için mi beni takip edeceksiniz? Hayır, ben ettim – siz etmeyin diye belki işinize yarayabilir. Biraz olsun deneyimlediklerimi aktarabilirsem – değil mi?