“Yazar Olmak İstiyorum” Diyenlerin Karşılaşacağı Güçlükler

Herkes yazar olmak istiyorum diyebilir, herkes kitap yazmak için heveslenebilir. İster bir tane, ister düzinelerce kitap yayımlatmak isteyin, karşılaşacağınız bazı zorluklar var. Yazar olmak istiyorum diyorsanız, her şeyden önce kendinizle mücadele etmek zorunda kalacaksınız. Bu da insanı epey yıpratabiliyor. Pekala, kısa ve uzun vadede karşılaşacağınız güçlüklerden birkaçına değinmek istiyorum.

 #1   Kitap yazmak için kısıtlı zaman olması.

Kitap yazmak için mücadele etmiş olanlar ve özellikle kitap yazmak eylemini mutlu sona erdirenler bilirler karşılaştıkları zorlukları ve hemen hemen aynı şeyler her yazar olmak istiyorum diyen insanın önüne çıkar. Benim önüme çıkan, aştığım ve hala aşmaya çalıştığım bu engelleri aşağıda paylaşacağım.Kısıtlı zaman

Hepimiz çalışıyor ya da okuyoruz. Kendimize ayırabildiğimiz zaman Hayymarket olayından sonra biraz artmış olsa da, insanlık olarak hala önceliğimiz kendimiz değiliz. En büyük zaman kaybı elbette çalışmak ya da okumak sonucu oluşuyor. İşten, okuldan döndüğümüzde yorgun olduğumuzda kitap yazmak için kendimize vakit ayıramıyor, o gücü kendimizde bulamıyoruz.

Haymarkett olayı ile bir eser önermek istiyorum; Bomba – Frank Harris.

Peki ne yapmalı? Yapacak hiçbir şey yok! Uykuya, yorgunluğa direnilmeli. Kitap yazmak istiyorum diyorsak, yazarlıktan para kazanmaya başlayana dek çift taraflı bir hayat sürmeliyiz.

 #2   Çevre baskısı.

Her şeyden önemli ve tehlikeli olanı çevre baskısı. Kitap yazmak istiyorum, yazar olmak istiyorum diyen herkes ne yazık ki çevre baskısından nasibini alıyor. Nasıl mı? Haftalık tatilinizde evinizde oturup yazmak isterseniz, sevgiliniz ya da arkadaşlarınızla aranız açılır. İşten ya da döndüğünüzde yazmak istediğinizde, erken kalkacağınız için ebeveynleriniz başınızda dikilir, ev arkadaşlarınız dır dır eder.

Çevre baskısında en önemlisi de şu; hiç kimse size inanmaz ve başarma olasılığınız olmadığını söyleyerek burun kıvırırlar. Birçok arkadaşım var yazar olan ve çoğunun ortak noktası hiç kimse kendilerine inanmazken, onlar yazar olmak istiyorum diye direterek vazgeçmediler. Bunlardan birisi de benim ve artık hiç kimse bana baskı yapmıyor. Neden mi? Çünkü yazdıklarımı okuyorlar. Siz de devam ettiğiniz müddetçe, binlerce yazar gibi bu baskıdan kurtulacaksınız.

 #3   Maddi imkansızlıklar.

Kitap yazmak istiyorum deyince insanın hiçbir gideri olmuyor mu? Elbette oluyor. En basitinden kitap alman gerekiyor. Lise son sınıfta aylarca kitap satış mağazalarına gidip kitap okumuşluğum vardı. Ardından kütüphanelere geçtim ve nihayet kitap almak maddi olarak zor gelmediğinde rahat ettim.

Elbette bu çok küçük bir örnek. Borç içindeyseniz, kiranızı geciktirdiyseniz ya da faturaları dert ediyorsanız yazmak oldukça güç olacak. Çünkü aklınızı kurcalayanlar yazdığınız roman ya da öyküdeki kurgu değil, faturalarınız olacak. O yüzden, eğer çok kafaya takan birisiyseniz, maddi olarak kendinizi sağlama almanızı öneririm.

 #4   Başarısızlık hissi.

Yazıyorsunuz ama hiçbir yazdığınız istediğiniz gibi olmuyor. Zaten bin yazıyorsanız bir tanesini beğeniyorsunuz. O halde niçin başarısız hissedelim ki? Sadece eksikliklerimiz var ve bu eksiklikleri giderebilmenin harika bir yolu var; kitap okumak. 

Başarısızlık hissi genelde en başlarda oluyor. Yazdığınız ve artık oldu dediğiniz bir metni bir arkadaşınıza okutup gözlerinin içine baktığınızda beğenmediğini görüyorsunuz. İşte bu noktada yapılması gereken iki şey var; öz güveni yitirmemek adına hiç kimseye okutmamak ve daha çok okumak, yazmak. Çünkü eleştirileri kabul etmek her insan için o kadar kolay olmaz ve edebiyattan hiç anlamayan birisi eleştiri sunmaz, yalnızca kötüler. Bu yüzden, metni edebiyatla ilgili birisine okutmalısınız.

 #5   Kendini yaşadığı çevreye ait hissetmeme.

Tüm arkadaş çevreniz 2×2=5 derken ve bunun böyle olduğuna inanırken, elbette güzel arkadaşlıklar olur. Çünkü herkes aynı kafadadır ve bunun iyi bir şey olduğunu düşünürüz. Ardından bir yazar çıkar ve “eğer bir yerde herkes aynı şeyi düşünüyorsa, orada hiç kimse bir şey düşünmüyordur,” minvalinde bir şey söyler ve düşünmeye başlarsınız. Düşüne düşüne, aklı başında insanların kendilerine ait fikirlerinin bulunduğunu anlar ve 2×2’nin kaç olduğunu sorgulayarak 4’e ulaşırsınız. Bu noktada isteseniz de, istemeseniz de, artık yaşadığınız çevreye ait hissetmeyeceksiniz.

Kitap yazmak istiyorum ya da yazar olmak istiyorum diyerek kendini kitaplara, bilgilenmek için kütüphanelere gömen birçok insanın yaşadığı ve yaşayacağı bir gelişmedir bu. İnsanın canını sıksa da, ne yazık ki işin özü böyle.

 #6   Dini ya da ideolojik görüşlerin tepe taklak olması.

Herkes için geçerli değildir elbette çünkü ülkemizde dini ve ideolojik fikirler oldukça radikal ama kitap yazmak istiyorum ya da yazar olmak istiyorum diyerek öğrenmeye, araştırmaya başlayan insanların hiç azımsanmayacak kadar çoğunun fikirleri kökten bir değişim geçirmektedir. Elbette bu durum dolaylı olarak bizi ikinci maddedeki çevre baskısına götürecektir.

Dini ya da ideolojik görüş fark etmez, tam tersine değişecek diye bir şey de yok ama en azından dünyaya bakış açınız eskisi gibi olmayacak.

 #7   Kitabınız yayımlanmaya hazır mı? Bir daha düşünün.

Düşünün ve kimseye kızmayın. Yazdığınız ilk metinlere birkaç yıl sonra dönüp baktığınızda aslında hiçte “dünyanın en iyi metinleri” olmadığını göreceksiniz. Yazar olmak istiyorum diyenler bilmelidir ki, kitap yazmak için çaba göstermek, eleştiriye açık olmak ve mücadele etmek gerekir. Kitabınız Gerçekten Yayımlanmaya Hazır mı? başlığında bu konuya değinmiştik.

Her metin düzeltilmeye muhtaçtır. Çok mu düz oldu? Ama gerçekten de öyle. Siz ya da ben kötü yazdığımız için değil, farklı bir bakış açısının her zaman bir metni düzeltmesinin mantıklı eylem olduğu için. Şu an dünyada en çok tanınan yazarımız Orhan Pamuk ve kitaplarına bakın, her birinde bir editör ismi göreceksiniz. Elbette kitabınızı yayınevine göndermeden önce sizin de böyle bir göz tarafından eleştirilmeye ihtiyacınız olacaktır, olmalıdır da.

 #8   Yayınevlerinden yanıt almak ne de zor.”

Yüzlerce, hayır hayır binlerce insan her sene yayınevlerine kitaplarını yolluyor. Ve tahmin edin kaç tanesi basılıyor?

Yayınevlerine sorduğumuzda, gelen dosya sayısıyla yayımlanmaya değer dosya sayısı arasında korkutucu bir fark olduğu yönünde cevaplar aldık. Doğan Kitap, Everest, Sel, Can Yayınları, Kırmızı Kedi, OkuyanUs… yıllık ortalama 300-400 kitap dosyası okuduklarını fakat bunlardan yayımlanmaya değer dosya sayısının iki elin parmaklarını geçmediğini belirtiyor.
Alıntı

Yukarıdaki açıklama Hürriyet Gazetesi’nin yayınevleri ile yaptığı röportajdan. Gördüğünüz gibi, ekstra bir açıklama yapmanın bir gereği olmasa da, birkaç cümle kurmak istiyorum.

Verdikleri rakamlara bakılırsa, büyük bir yayınevi editörü/editörleri günde ortalama bir kitap dosyası inceliyor. Bu sayıyı bir buçuk ile çarparsak, ellerine ulaşan dosya sayısı ortalama 525 olacaktır (350*1,5). Bu en iyi ihtimalle yapılmış hesap olmakla beraber, üstte ismi geçen yayınevleri için bu rakamı rahatlıkla 700 yapabiliriz. Daha küçük, butik denilen yayınevleri içinse bana kalırsa bu rakan 150-200 olacaktır ki genelde tek editör çalıştığı için bu bile fazla.

Yani diyeceğim şu ki, yayınevi editörleri gerçekten kolay şartlarda çalışmıyor. Yazarlar her ne kadar kızsa bile, yazar olmak istiyorum diyenler için bu konularda bilgi sahibi olmak oldukça önemli. Burada kızılması gereken editörler değil, çalışan masrafından kısıp karlılık oranını arttırmaya çalışan “sahipler” oluyor.

  #9   Yayınevlerinin para talep etmesi.

Bu iş ilk başlarda benim canımı sıkıyordu. Zira Anı Hırsızı için başvurduğum bir yayınevi beni görüşmeye çağırmış ve kitabımı çok beğendiklerini ama yayın programları dolu olduğu için alamadıklarını söylemişti. Bunun üzerine yayınevi sahibine teşekkür ederek ayrılacaktım ki, kitabımı “masrafların yarısını karşılarsam” baskıya alabileceklerini söyledi. Ben de bu duruma anlam veremediğimi, hem kitabı yazıp hem de baskı için para ödersem bunun bir anlamı olmadığını söyledim.

Nitekim yukarıdaki diyaloğun geçme sebebi, öncelikle dosyamın öykü olmasıydı. Ayrıca gerçekten de bütçelerini aşmak istememeleriymiş. Söyledikleri tarihler arasında, bana söyledikleri kitaplar dışında başka bir kitap yayımlamadılar.

“Yazar Olmak İstiyorum, Ne Yazmalıyım?”

Eğer Türkiye’de roman ya da aşk denemeleri dışında bir kitap yazıyorsanız, iki kere düşünün derim. 

Konuyu dağıtmadan toparlayayım; yazar olmak istiyorum diyen, kitap yazmak için heveslenen arkadaşlar, sakın vazgeçmeyin ama yukarıda verdiğim rakamlar (yayınevlerine gönderilen dosya sayıları) göz önüne alındığında, para ile kitap bastırmak, kendini göstermek isteyen insanlar için bir nevi kapı oluyor. Parayla kitap bastıran ve şimdi çok satanlardan düşmeyen oldukça kötü kalemler olsa da (bunların çoğu pazarlama stratejisiyle oluyor) yine de artık para ile kitap bastırmaya eskisi kadar sert bakmıyorum. Ama yine de eserinize emek veriyorsunuz, bu yüzden para ile bastırmaktan ziyade geleneksel yöntemi denemenizi öneririm.

Gördüğünüz gibi, oldukça içten bir şekilde kitap yazmak istiyorum, yazar olmak istiyorum diyenlerin karşılaşacağı güçlükleri dile getirmeye çalıştım. Bunlar benim yaşadıklarım ya da arkadaşlarımdan duyduklarım. Elbette hiçbir zaman vazgeçmeyin ama karşınıza çıkacak olan şeyleri de önceden bilin…

Eğer siz de bu tarz deneyimlerinizi okurlarımızla paylaşmak isterseniz, Misafir Yazarlık sayfamızdan iletişime geçebilirsiniz. Katıldığınız, katılmadığınız ya da eklemek istediğiniz bir nokta olursa, yorum olarak gönderebilirsiniz.


Ayrıca ilginizi çekebilir;

Nasıl yazar olunacağına dair: Nasıl Yazar Olunur? Öneriler

Yaratıcılık, edebiyat için oldukça önemli: Yaratıcılık ve Edebiyat

İddia ettikleri gibi mi?: Yazarlık Doğuştan Gelen Bir Yetenek mi?

Kulak arkası edilememesi gereken öneriler: Kitap Yazmak İstiyorum Diyenlere Öneriler

Yazar adayları için kitap önerileri: Yazar Adayları İçin; Okunması Gereken Kitaplar

Tekrar kontrol etmenizde fayda var: Kitabınız Gerçekten Yayımlanmaya Hazır mı?

Oldukça açıklayıcı bir makaleyle bu soruya yanıt verdik: Kitap Bastırmak Neden Zor?

Hayati önem taşıyan bir konu: Kitap Dosyanızı Hangi Yayınevine Göndermelisiniz?

Ne kadar kazabilirsiniz, haklarınız neler, hemen öğrenin: Yazar Adayları İçin Kitap Telif Hakkı Bilgilendirmesi

Blog açmak istiyorsunuz ama nasıl olacak bilmiyor musunuz? Gelin: Blog Nedir? Nasıl Açılır?

Yazar: Baturalp İlkay Gülten

Odyometrist. Anı Hırsızı isimli öykü kitabının yazarı. YazarOlmak.com'da yazar ve yazar adaylarıyla beraber kendini geliştirmeye çalışan bir gönüllü.

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Nasıl yazar olunur? Kitap yayımlatmak neden zor? Bir öykü kaleme alırken nelere dikkat edilmesi gerekir? Başarılı yazarların yazar adaylarına önerileri nelerdir? Gibi sorular soruyorsanız, cevapları e-posta kutunuza gelsin.

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.

No Responses - Add Comment

Yorum Yazın

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Öğrenme isteğiyle dolu olanların arasına katılın

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.