Ütopya ve Distopya Nedir? Kitap ve Film Önerileri

Ütopya ve Distopya Nedir?

Bu makale, ütopya nedir, ve distopya nedir, sorularının yanıtlarını vermekte olup, aynı zamanda ütopya ve  distopya kitapları ve film önerileri sunmaktadır. Sadece ütopya ve distopya kitap ve film önerilerine bakmak istiyorsanız, hızlıca aşağı inebilirsiniz.

Ütopya, sözlük anlamıyla, gerçekleşmesi olanaksız düşünce, gerçekte var olmayan ve asla var olmayacak olan ideal, güzel yer anlamlarına gelir. Ama biz bunu “bugün gerçekleşmesi imkânsız güzel toplum tasarımları” olarak bilip şimdilik bir kenara bırakalım ve ütopya sözcüğünün nerelerden günümüze ulaştığına, ne amaçla, ilk kim tarafından kullanıldığına bakalım.

Ütopya kelimesinin derinliğini anlayabilmemiz için karşıtı sayılabilecek bir kelimeyi de iyi tanıyor olmamız şart; distopya nedir? Son zamanlarda sık sık duyduğumuz, gittikçe popülerleşip film, dizi ve kitapların ana konusu olan bu kavram, ütopyanın tam tersi olarak nitelendirilir ama tam olarak bu anlama gelmemektedir. Distopyaütopyanın zıt anlamlı kelimesi değildir. Yani bugün gerçekleşmesi imkânsız olan kötü toplum tasarımları anlamına gelmiyor. Oysa ütopya, bir noktada, bugün gerçekleşmesi imkânsız addedilen bir kurgudur.

Ütopya ve Distopya Kelimelerinin Kökenleri

Ütopya sözcüğünün temeli Yunancadır: “yok/olmayan” anlamına gelen ou, “mükemmel olan” anlamına gelen eu ve “toprak/ülke” anlamındaki topossözcüklerinden türetilmiştir. Eutopia, utopia, ütopya olarak kullanılır. Sözcük ilk olarak 1516’da Thomas More’un Utopia (ütopya) isimli kitabıyla beraber kullanılmaya başlanmıştır. Yani Thomas More’u sözcüğün yaratıcısı olarak kabul edebiliriz. Kitaba ileride değineceğiz. 

Distopya sözcüğü ilk olarak John Stuart Mill tarafından kullanılmıştır. Yunanca ön-takı olan dys/dis sözcüğüyle “hastalıklı/kötü” ve topossözcüğüyle yine “toprak/ülke” anlamları birleşmiştir. Anlaşılacağı ve küçük bir araştırma sonra açıkça görüleceği üzere, birbirinin tam olarak zıttı değildir. Ama öyle görünüyor, değil mi? Birçok yerde ütopyanın tam tersi (karşı ütopya) olarak zikredilse dahi, döneminde yazılmış bazı kitaplar, çekilmiş filmler, aslında distopyanın o dönemde de geçerli olduğunu gözler önüne seriyor. Böylece distopya ne demek sorusunun yanıtını da vermiş olduk.

Not: distopya TDK sözlüğünde yer almamaktadır.

Örnek verecek olursak, George Orwell’ın yazmış olduğu Wigan İskelesi Yolu isimli eser, döneminin madencilik gerçeklerini ele alan güzel bir distopya örneği (?). Gerçekten yaşanmış olan ve kendi gördükleri, duydukları ve bildiklerini kaleme alarak dönem hakkında bize çarpıcı gerçekleri sunan bu George Orwell’ın bu eserini bir distopya olarak göremez miyiz? Bence görebiliriz. Elbette kelime anlamına bakarsak bunlar distopya olmaktan çıkıp birer gerçeğe dönüşecektir. Lakin kötü kurgulanmış bir distopya içerisinde hapsolmuş olduğumuz da su götürmez bir gerçek.

Ben, inatla, distopyanın ütopyanın zıttı olduğu yanlışını kabul etmeyi reddediyorum. Bir noktada birbirlerine zıt yönde dokundukları şüphesiz ama tam anlamıyla zıttı demek benim adıma olanaksız. Çünkü ütopya, tarihte örneği olmamış güzellikte bir düzeni ya da huzuru temsil ederken, distopya, yüzlerce kez örnek gösterebileceğimiz olayları konu alan bir kurgu. 1984, Cesur Yeni Dünya, Biz gibi eserlerin tamamı kurgu da olsa, üzerinde durdukları öğelerin neredeyse hepsi geçmişte var olan ya da şu an hali hazırda devam eden zorbalıkları konu alıyor. Cesur Yeni Dünya’daki haplar, 1984’deki nefret seansları, Biz’deki ameliyat…

Elbette bu söylediklerime karşı çıkanlar olacaktır. Fikirlerine son derece saygılı olduğumu bilmeleri gerekir.

Bana kalırsa distopyaları “sadece geleceğin totaliter devletleri” için bizleri uyaran eserler olarak değil de, “geçmişte var olmuş, bugün var olan ve gelecekte daha kötü olabilecek” totaliter devlet yapıları hakkında bilgi ve uyarı mahiyetinde hazırlanmış eserler olarak görürsek çok daha iyi sindirebiliriz. Çünkü açık distopya örnekleri geçmişte yaşandı (Nazi Almanya’sı, Franco İspanya’sı, Musollini İtalya’sı), bugün yaşanıyor (bildiğiniz üzere) ve yarın da yaşanmaya devam edecek.


Ütopya Kitap Örnekleri

Ütopya kelimesini ilk olarak Thomas More kullansa da, tarihte ilk defa mükemmel ülkenin nasıl olması gerektiği Platon (mö. 427-347) tarafından, Devlet isimli eserinde kaleme alınmıştır. Eser her ne kadar Platon tarafından kaleme alınsa da, hocası Socrates’in konuşmaları yer almaktadır.

Platon – Devlet

Platon, Devlet isimli eserinde ideal devlet nasıl olması gerektiğini işlemiştir. Bu kitap, günümüzde dahi devlet felsefesi üzerine temel kaynak olarak kabul görmektedir. Devlet üç sınıfa bölünmüştür; çalışanlar, bekçiler, yöneticiler. Çalışanlar işçi sınıfını temsil etmektedir ve üretimde bulunarak devletin maddi olarak kalkınmasını sağlarlar. Bekçiler, toplum içinde güvenliği sağlayarak ülkeyi dış tehditlere karşı korumakla yükümlüdür ve yöneticiler devleti yönetir.

Platon’un devlet yapısında her sınıfın kendine has erdemleri vardır; işçi sınıfının kanaatkâr, bekçi sınıfının cesaret ve yönetici sınıfının bilge olması gerekmektedir. Ayrıca, altını çizerek söylemek istiyorum, bu toplumda kadın ve erkek eşitliği bulunmaktadır.

Platon, her devleti bir insan gibi, mikro organizma gibi görürdü. Ona göre, bir insanın var olabilmesi için başka insanların da var olması gerekiyordu. Buna göre, bir insanın mutlu ya da sağlıklı olabilmesi için, diğer insanların da aynı şekilde mutlu ya da sağlıklı olması gerekiyor.

Thomas More – Ütopya

Var olmayan, kurgusal bir adada geçen kitap, Ütopyalıları ve onların yaşamlarını anlatarak, yazarın yaşadığı dönemin İngiltere’sine bir eleştiri sunar. Yazarın Latince kaleme aldığı eser ilk olarak Almanca’ya çevrilmiştir. Türkiye’de ilk defa Latince aslından çeviri, Prof. Dr. Çiğdem Dürüşkentarafından yapılmış ve kitap Kabalcı Yayınlarından yayımlanmıştır. Thomas More, başlı başına anlatılması gereken bir yazar, ileride yazacağım.

More, 1516 yılında, dostu Erasmus’a yazdığı mektupta, Ütopya’yı kaleme alırken yüreğinin kabardığını söylüyor. Bir sözcükle felsefe ve sanat dallarında büyük çalkantılara sebep olacağını nereden bilebilirdi ki?

Ütopya adasında tamamen aynı inşa edilmiş 54 kent vardır; yalnızca başkentin mimarisi diğerlerinden farklıdır. Herkesin evi, bahçesi, kapısı aynıdır ve isteyen istediği eve, istediği zaman girebilir. Mülkiyet hissi oluşmaması için on yılda bir oturulan evler değiştirilir. Bu ütopyada garip olan bir şey var ki, o da, kentlerden her birinde bulunan çiftliklerde yaşayan 40 kişi bulunur ve bunlardan ikisi köledir. Köyleri yaşlı ve bilge bir kadın ve bir erkek yönetmektedir.

Ütopya isimli eserde birçok detay var, hepsine tek tek yer vermem mümkün değil ama kölelik söz konusu olduğunda insan düşünüyor değil mi? Hani herkes eşitti? Thomas More, köleleri insandan saymıyor olabilir mi? Elbette, olabilir tabii ki. Buna, Thomas More hakkında kaleme alacağım incelemede yer vereceğim.

Ütopya, genel olarak bireyi yok sayarak üstün devlet anlayışını kabul eder. Yazara göre iyi bir toplum olabilmesi için, bireyselliğin yok edilmesi ya da sindirilmesi şarttır.

Tomasso Campanella – Güneş Ülkesi

Campanella’nın ütopyası da sosyal bir düzen üzerine kurulmuştur. Güneş Ülkesi, sosyalizmin de temelini oluşturmaktadır. Bakalım bu ütopya neler içeriyor.

Güneş Ülkesinde tek amaç yararlı olmaktır ve bu dayanışma bilinciyle elde edilebilecek bir şeydir. Elbette mülkiyet Güneş Ülkesinde de yoktur. Çalışmak bir angarya olmaktan çıkmış, zevk halini almıştır. Aylaklık yapmaksa, utanılacak, aşağılanacak bir şeydir.

Ülkede en üstün yönetici başrahiptir. Mutlak bir yetkiyle donatılmıştır ve bilgeliğinden ötürü bilgileri, yargıları kesindir. Başrahip, üç yardımcısıyla beraber bu dünya ve öbür dünya işlerini yürütür.

Evlilik bir noktada ortadan kalkmıştır. Evli ve çocuklu olanlar bir noktadan sonra mal mülk derdine düşeceği için bu kurum zararlı ya da faydasız görünmektedir. Bu yüzden tüm çaba devlet ve ortaklaşa yaşam üzerine kurulmuştur. Öyle ki, kadınlar bile ortaktır (ütopya?).

Bakınız burası çok önemli; Güneş Ülkesi halkı eğer dinden uzaklaşıyorlarsa, bu kesinlikle din kurallarının eksikliğinden değil, kişilerin dinsizlerle yatıp kalktıkları, tensel zevke önem verdikleri içindir. Bu kıyası George Orwell’ın 1984’ünde, seks yapmanın devleti zayıflattığını ileri süren bir dernekte de görüyoruz. Demiştik, Güneş Ülkesi, sosyalizmin temelini oluşturuyor. Sanırım George Orwell bunu görmüş.

Campanellaütopya kurgusunda cinsellikle ilgili birçok ayrıntı vermiş ama tamamına girmek istemiyorum. Yalnızca, cinsel isteği fazla olan erkek çocuklarının belirlenmiş yaştan (22) önce kadınlarla ilişkiye girebileceğini bilmeniz yeterlidir. Elbette kadınlarla alakalı böyle bir tasarı yok.

Savaş, düşmanı yok etmek için değil, daha iyi bir hale getirmek için yapılıyor. İnsanlığın ve dinin düşmanlarına karşı acımasızca savaşmakta bir beis görülmüyor. Eğer Güneş Ülkesi saflarında savaştan kaçan varsa, idam cezasına çarptırılabilir. Elbette ordudaki tüm askerler bağışlanmalarına izin verirse, affedilebilirler.

Birçok zorbalık içermesine rağmen, Tomasso Campanella, Güneş Ülkesiütopyasının bir gün gerçekleşeceğini ve böylece zorbalığın dünya üzerinden def edileceğini düşünüyordu.


Aslında Francis Bacon’un Yeni Atlantis  isimli ütopya eserini de yazacaktım ama yazının git gide uzadığını gördüm. Bu sebepten açıklamalı ütopya örnekleri üç tane yeterli diye düşünüyorum. Bildiğim tüm ütopya örnekleri kitap olarak şöyle;

Platon: Devlet
Thomas More: Ütopya
Etienne Cabet: Icaria’ya Yolculuk
Edward Bellamy: Geçmişe Bakış
Tomasso Campanella: Güneş Ülkesi
William Morris: Olmayan Yerden Haberler
Charlotte Perkins Gilman: Kadın Ülkesi
Francis Bacon: Yeni Atlantis
Farabi: El-Medinet’ül Fazıl


Distopya Kitap Önerileri

Ütopya ve örnekleri hakkında yeteri kadar konuştuk. Şimdi biraz da distopya örnekleri hakkında konuşalım. Elbette ütopya kadar sınırlı değiliz bu konuda; onlarca kitap, film ve dizi var distopya konusuyla yazılmış, çekilmiş. Distopya nedir felsefe ile ilgili birçok yazarın, düşünürün ilgisini çekmiş olacak ki ütopya örnekleri ile distopya örnekleri karşılaştırıldığında, her zaman distopya örnekleri daha ön plana çıkıyor. Birkaç tanesini inceleyelim.

Dikkat: Sürpriz Bozan (Spoiler) Uyarısı. Özetleri okumayıp yalnızca kitap isimlerine bakabilirsiniz.

Aldous Huxley – Cesur Yeni Dünya

Benim okuduğum distopya kitapları arasında Aldous Huxley’in kaleme aldığı Cesur Yeni Dünya olmuştur. Bu eser, bana, Orwell’ın 1984’ünden çok daha gerçekçi gelmektedir. Dünyanın büyük bir kısmında totaliter bir distopyanın hüküm sürdüğü gerçeği elbette yadsınamaz ama daha büyük bir toplum, Cesur Yeni Dünya’daki gibi zevk içinde, mutluluk peşinde köleleştirilmiştir ve bundan haberi bile yoktur. Neyi, neden yaptığı umurunda olmadan yalnızca zevkleri uğruna yaşayıp göç eden insanları gördükçe aklıma Huxley geliyor.

Alfa, beta, gama, delta ve epsilon olarak ayrılan insanların meşgul olacağı işler daha doğmadan önce ayarlanmıştır. Zekâları ve hünerleri kuluçka sırasında belirlenmiştir. Öyle ki, çocukluktan itibaren öğretildiği üzere, her grup kendi grubunun en iyi şartlar altında yaşadığını düşünmeye programlandırılmıştır. Bir epsilon asla alfa olmak istemez. Çünkü alfaların beyinlerinin çok fazla çalıştığını, sorumluluklarının fazla olduğunu düşünür.

Eserdeki şu bölüm hiç aklımdan çıkmıyor; mesai bitiminde toplu bir şekilde iş yerinden ayrılan epsilonların büyük bir kalabalıkla metro istasyonuna yönelmeleri ve hepsinin kalabalık yüzünden ağır adımlarla, sağa sola sallanarak yol almaları… Aslında ne kadar basit bir şey değil mi? Hayır, metrobüse, metroya giderken aklıma hep aynı sahne geliyor ve bu insanların durumdan hiçte şikayetçi olmadığını adım gibi biliyorum. İstedikleri kadar aç kalsınlar, tek bildikleri ve söyledikleri din, devlet, vatan. Oysa zaten hakları olanları elde etmek için savaşsalar, din, devlet ve vatan için daha iyi hizmet edebileceklerinin farkında bile değiller. Her neyse.

Sözün özü, yalnızca üstteki paragrafa bakarak söyleyebilirim ki, distopya, ütopyadan farklı olarak, günlük hayatımızda sürekli yaşadığımız, gördüğümüz şeyleri içeriyor. İçermiyor gibi mi?

Huxley’in Cesur Yeni Dünya isimli eserinde doğum yok; tüm çocuklar laboratuvar ortamında yaratılıyor.

Soma isimli bir uyuşturucuyla “mutsuzluk” ortadan kaldırılıyor.

Kişiler asla yalnız kalmamalıdır. Bu yüzden sürekli etkinlikler düzenlenir. Eğer kişi yalnız kalırsa düşünür ve düşünürse toplumdan dışarı çıkabilir.

Bu ve bunlar gibi onlarca örnek var kitapta. Daha fazlasını yazıp sıkmak istemiyorum. Bana kalırsa, okumanız gerekenler listesinde ilk sıraya almanız gereken kitap, Cesur Yeni Dünya’dır.

Zülfü Livaneli – Son Ada

Türk Dili ve Edebiyatı dersi aldığım dönem hocamız Zülfü Livaneli’nin Son Ada isimli eserini okumamızı istediğinde şaşırdım. Açıkçası Livaneli’yi hiç okumamış olsam da, siyasi kimliğinden ötürü yapıtlarında nelerin işleneceğini az çok biliyordum ve hocamızın okumamızı istemesine şaşırmıştım. Sonra öğrendim ki hoca da aynı görüşteymiş. Epey muhabbetimiz olmuştu ondan sonra.

Açıkçası kitabı biraz ön yargıyla okudum. Hem zorunlulukla yapılan işin getirdiği hem kalemini tanımadığım bir yazar olması hem de müzisyen kimliğini ön planda görmem sebebiyle sıkılarak başladığım bu kitabı hayranlıkla bitirdim. Gerçekten, Türk Edebiyatı için büyük bir kazanım, Son AdaZülfü Livaneli’yi, gözlem ve dile getirme yeteneği sayesinde daha bir sevdim.

Son Ada, gözden ırak bir adada geçiyor. Adayı yıllar önce satın alan bir adam, yalnız kalmamak için adaya arkadaşlarını da davet eder ve böylece gözden ırak, mükemmel bir hayat sürmeye başlarlar. Adada kırk aile vardır ve bu ailelerin her biri bir numarayla özdeşleştirilmiştir; birden kırka kadar. Bir gün, ada sakinlerinden biri ölür ve ev satılığa çıkartılır. Evi satın alan, emekliliğe çıkartılmış darbeci bir başkandır.

Başkan, geldiği günden beri korumalarıyla gezer ve adada terör estirmeye başlar. Adayı turizm cenneti yapacağını, teknolojiyle tanıştıracağını vaat eder ve adanın doğal güzelliklerini yok etmeye başlar. Adadaki martılar öldürülmeye başlanır. Martılarla baş edemeyen halk adaya tilkiler getirtir. Martılar azaldıkça yılanlar artmaya başlar. Yılanlara zehirli etler atılır ama bu sefer et yiyen hayvanlar ölür. Böyle sürüp giderken en sonunda ada halkı başkanın önderliğinde ormanı yakar; böylece tilkiler ormandan kaçacak ve onlar da tilkileri öldürecektir ama bu da bir fiyaskoyla sonuçlanır. Tüm evler kül olur ve başkan adadan ayrılmaya karar verir. Romanın sonunu yazmayacağım, eğer okumadıysanız sürpriz olsun.

Gerçekten de oldukça ilgimi çeken bir kitap olmuştu. Doğaya karşı zafer kazanılamayacağını gösteren, aynı zamanda totalitarizmi yerin dibine sokan, edebi olarak da oldukça güçlü bir distopya örneği.

Distopya kitap örneklerini aşağıda iletiyorum. Mutlaka okumanızı önerdiklerimi yıldız ile işaretledim. Elbette daha da var ama genel olarak bilinenleri ve okuduklarımı eklemeyi tercih ettim. Aralarında okumadıklarım ama okuma listemde bulunanlar da var. Okuduklarımı kırmızı işaretliyorum.

*Sırça Köşk (öykü) – Sabahattin Ali
*Körlük – Jose Saramago
*Sineklerin Tanrısı – William Golding
*Otomatik Portakal – Anthony Burgess
Gökdelen – Tahsin Yücel
*Leibowitz İçin Bir İlahi – Walter M. Miller
*Karanlığın Sol Eli – Ursula K. LeGuin

Maze Runner − James Dansher
Efendi Uyanıyor − H.G.Wells
*Biz − Yevgeniy İvanoviç Zamyatin
*Bin Dokuz Yüz Seksen Dört − George Orwell
Ben − Ayn Rand
*Cesur Yeni Dünya − Aldous Huxley
*Fahrenheit 451 − Ray Bradbury
*Damızlık Kızın Öyküsü − Margaret Atwood
*Demir Ökçe − Jack London
Açlık Oyunları − Suzanne Collins
Uyandığında − Hillary Jordan
Uyumsuz − Veronica Roth
*Swastika Geceleri − Katharine Burdekin
*Hayvan Çiftliği − George Orwell
Karanlık Zihinler − Alexandra Bracken
*Son Ada − Zülfü Livaneli
Lanark − Alasdair Gray
Gökdelen – J. G. Ballard

Distopya Film Örnekleri

Listenin tamamını izledim ve hepsini önerebilirim ama bir uyarım olacak; 1984 ve Körlük isimli kitapları okumanızı, filmleri izlemenize tavsiye ederim. Hatta bu iki filmi izlemeseniz hiçbir şey kaybetmezsiniz. Kitaptan sonra çok çok ama çok yavan kalıyorlar. Aralarında kesinlikle öneririm diyeceğim en önemli film bana kalırsa The Wave.

V For Vendetta
Matrix
12 Monkey (12 Maymun)
Gattaca
Children Of Men (Son Umut)
A Clockwork Orange (Otomatik Portakal)
Equilibrium (İsyan)
1984
Mad Max (Çılgın Max)
Planet Of The Apes (Maymunlar Cehennemi)
Blindness (Körlük)
The Wave (Tehlikeli Oyun)

Dizi Bonusu:

Black Mirror: Her bölümünde ayrı oyuncu kadrosuyla farklı bir konu işlenen bu diziyi kesinlikle kaçırmayın. Black Mirror, gerçekten de izlemiş olduğunuz en güzel distopya, hatta en güzel dizi olmaya aday.


Epey uzun bir yazı oldu ama faydalı olduğunu düşünüyorum. Ütopya ve distopya örneklerine bir metinden ulaşılabilsin, aynı zamanda bu metin her iki kavramı da açıklasın istemiştim.


Aşağıdaki önerileri de dikkate almanızı öneririm.

Kitap önerileri nasıl yapılır? Kitap Önerileri ve Okuması Gereken Kitaplar

Nasıl yazar olunacağına dair: Nasıl Yazar Olunur? Öneriler

Yaratıcılık, edebiyat için oldukça önemli: Yaratıcılık ve Edebiyat

İddia ettikleri gibi mi?: Yazarlık Doğuştan Gelen Bir Yetenek mi?

Kulak arkası edilememesi gereken öneriler: Kitap Yazmak İstiyorum Diyenlere Öneriler

Kitap yazmak, ama nasıl?: Kitap Yazmaya Nereden Başlanır?

Yazar olmak istiyorum diyenlerin karşılaşacağı güçlükler: “Yazar Olmak İstiyorum” Diyenlerin Karşılaşacağı Güçlükler

Yazar adayları için kitap önerileri: Yazar Adayları İçin; Okunması Gereken Kitaplar

Yazar olmak için ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?: Yazar Olmak İçin Ne Yapmalıyım?

Tekrar kontrol etmenizde fayda var: Kitabınız Gerçekten Yayımlanmaya Hazır mı?

Oldukça açıklayıcı bir makaleyle bu soruya yanıt verdik: Kitap Bastırmak Neden Zor?

Hayati önem taşıyan bir konu: Kitap Dosyanızı Hangi Yayınevine Göndermelisiniz?

Ne kadar kazabilirsiniz, haklarınız neler, hemen öğrenin: Yazar Adayları İçin Kitap Telif Hakkı Bilgilendirmesi

Blog açmak istiyorsunuz ama nasıl olacak bilmiyor musunuz? Gelin: Blog Nedir? Nasıl Açılır?

Yazar: Baturalp İlkay Gülten

Odyometrist. Anı Hırsızı isimli öykü kitabının yazarı. YazarOlmak.com'da yazar ve yazar adaylarıyla beraber kendini geliştirmeye çalışan bir gönüllü.

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Nasıl yazar olunur? Kitap yayımlatmak neden zor? Bir öykü kaleme alırken nelere dikkat edilmesi gerekir? Başarılı yazarların yazar adaylarına önerileri nelerdir? Gibi sorular soruyorsanız, cevapları e-posta kutunuza gelsin.

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.

2 Yorum - Add Comment

Yorum Yazın

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Öğrenme isteğiyle dolu olanların arasına katılın

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.