Türkiye’de Şiir Okumak ve Yazmak

Şiir kitapları, her kesimden insanın ilgisini çekmiştir. Özellikle de Türkiye gibi on kişiden dokuzunun şair olduğu bir ülkede, okuma aşkının bu denli büyük olması oldukça normal. Askerliğini yapmış birçok erkeğin, özellikle de cep telefonu icat edilmeden önce ailesinden 18 ay boyunca uzak kalmış olan erkeklerin “bir dönem ben de yazardım”, “benim şiir defterim de evde bir yerlerde olacak ama…” gibi cümleler kurduğuna rahatlıkla şahit olabilirsiniz. 

Nazım Hikmet şiir kitapları ya da Cemal Süreya şiir kitapları denildiğinde birçok insan “üstatlar ya” kelimelerinden başka bir şey söylemediğini düşünürsek, aslında Y ve Z neslinin birçok konuda ne kadar ezbere konuştuğunu rahatlıkla anlayabiliriz. Bir önceki cümlem elbette Nazım Hikmet ve Cemal Süreya’yı küçük düşürmek, onları değersiz kılmak amacıyla kurulmadı; burada tek amacım, başarılı şairlerin sözü geçtiğinde verilen tepkilerin ne kadar acınası olduğunu anlatabilmektir. 

Yazarolmak.com’un değerli sıkı takipçileri, benim yazılarımda asıl konuya girmeden evvel neden her seferinde eleştiri yaptığımı kendi kendilerine soruyor olabilir. Kısa ve açık bir yanıt vereyim; 

Yahu insan nasıl sıkılmaz, daralmaz, isyan etmez ki? Bundan 10 yıl önce kadar Kadıköy’de bir kitapçıya gider en absürt, akla gelmeyecek şiir kitaplarını bulur, alır ve okurdum. Necip Fazıl’ın Çile isimli kitabından tutun da, Özgür Gümüşsoy’un Bana Bir’Aşk Zaman Ver isimli kitabına kadar onlarca, belki de yüzlerce şiir kitabı okudum ama gel gelelim antoloji.com’a girip iki şiir okumuş bir insan gibi içten bir şekilde “üstatlar ya” diyemedim. Baudelarie, Rimbaud okudum, Necip Fazıl’ın kimden esinlendiğini öğrendim, Sabahattin Ali’nin neden ölçüye dayalı şiir yazdığını araştırdım, belgesellerini izledim ama yok! Sosyal medyadan bir iki dörtlük okuyan şiir sevdalısı oldu, ben olamadım. Hatta bir gün benim yazdığım bir şiirden cımbızladığı bir sözün altına Cemal Süreya yazıp paylaşan bir adam, bu sözün şahsıma ait olduğunu ve Cemal Süreya’nın kemiklerini sızlatacak kadar vasıfsız bir okur olduğunu söylediğimde bana aynen şunu dedi;

“Hayır, bu söz Cemal Süreya’nın.”

Gel gelelim bizim ülkemizde şiir okunmuyor, okuyormuş gibi gösteriliyor. Bir şaire “üstadım” diyebilmek için öncelikle o şairi biraz olsun tanımak, altında ismi yazmayan şiirlerini okuyunca “yahu bu X’in şiiri gibi” diyebilmek gerekmez mi?

Bu denli öfkeli olmamın sebebi, Nazım Hikmet Ran ile Necip Fazıl Kısakürek arasında geçtiği iddia edilen hikayeler silsilesine maruz kalmış olmam. Lise dönemlerinde bende inanırdım Necip Fazıl Kısakürek’in 1000+ IQ sahibi olduğuna ama okumaya devam edip başka yazar ve şairleri de tanıdıkça bu inancım tepetaklak olmuştu. Diyeceğim şu; lütfen okuyun.

Şiir Okumak Yalnızca Bir Şiiri Okumak Olmamalı

Belki de yanlış düşünüyorum. Ben bir şair ya da yazarın kalemini beğendiğim zaman tüm eserlerini okumak için büyük çaba sarf ediyorum. Zira şu an on iki eserden oluşan Dune serisini okuyorum ki, bitmeden başka bir kitaba geçmeyi de düşünmüyorum. Sabahattin Ali, Albert Camus, Stefan Zweig, Jack London gibi çok sevdiğim ve herkesin bildiği yazarların da tüm kitaplarını okudum ya da okuduğum kitaplarının sayısı okumadığım kitaplarına nazaran daha fazla. Yine aynı noktaya geliyoruz; bir yazara ya da şaire “üstat” diyebilmek için o yazar ya da şairi iyi tanımak gerekmez mi?

Diyelim ki tüm kitaplarını okumak mümkün olmadı, en azından hayatını şöyle bir araştırıp, hakkında yazılmış kitaplara göz atmak, belgeselleri izlemek, eleştirileri okumak gerekmez mi? 

Türkiye’de şiir okumak, son dönemlerde sosyal medyada Cemal Süreya sayfalarını takip etmek anlamına geliyor sanırım. Ya da Facebook’ta şiir sevenler derneği tarzı sayfaları beğenmek, gerçek şiir aşkını göstermek için yeterli. 

Ömer Lütfi Mete’nin Gülce isimli kitabını bulabilmek adına üç kere Cağaloğlu’na gitmiştim. Çünkü o kitabı okumak istiyordum. Yalnızca Gülce isimli şiirini değil, diğer tüm şiirlerini de öyle. Kitabı aldım ve eve gelmeden, yolda bitirdim ama sonuç benim için hüsran olmuştu. Gülce, benim en sevdiğim şiirlerden bir tanesi olsa da, kitaptaki diğer hiçbir şiiri beğenmemiştim. Eğer o kitabı okumasaydım, muhtemelen Gülce şiirine bakarak Ömer Lütfi Mete’ye “üstat” diyebilirdim.

Bakın bir örnek vereceğim; Ümit Yaşar Oğuzcan’ı tanımayan yoktur diye düşünüyorum. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın yalnızca kusursuz şiirleri mi var? Elbette hayır! Bazıları şiir oburlarının yüzde doksan dokuzunun sevmeyeceği şiirler olabiliyor. Onlardan birisi;

SATILIK ŞİİR

Ben sersemin biriyim,
oturmuş senin için aşk siirleri yazıyorum.
Ellerinin beyazlığından,
gözlerinin güzelliğinden bahsediyorum.
Oysa ki sen bir ettir, ekmektir tutturmuşşun,
gözün dünyayı görmüyor.
Al bu şiiri, götür sat,
para ederse bir ekmek,
yarım kilo pirzola al,
otur zıkkımlan…

Ümit Yaşar Oğuzcan ( 1926 – 1984 )

Sözün özü, bir şairi tek bir şiir ile üstat ya da gereksiz addetmek oldukça yanlış. Lütfen, sosyal medya üzerinden paylaşılan şiirler, sözler, hikayeler okuyarak şairler ya da yazarlar hakkında yargıya varmayın. Eğer zaten sizler kitap oburu ya da şiir oburuysanız, çevrenizdekilerin bu yargılara varmadan önce gerekli donanıma sahip olmalarını sağlayın. Zira Türk Edebiyatı bir uçuruma sürükleniyor ve bu uçurumu kazan da yine bu dilin, toprağın insanı. Edebiyatımızı bu çukura, hem de göz göre göre atmayalım.

Yazar: Baturalp İlkay Gülten

Odyometrist. Anı Hırsızı isimli öykü kitabının yazarı. YazarOlmak.com'da yazar ve yazar adaylarıyla beraber kendini geliştirmeye çalışan bir gönüllü.

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Nasıl yazar olunur? Kitap yayımlatmak neden zor? Bir öykü kaleme alırken nelere dikkat edilmesi gerekir? Başarılı yazarların yazar adaylarına önerileri nelerdir? Gibi sorular soruyorsanız, cevapları e-posta kutunuza gelsin.

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Öğrenme isteğiyle dolu olanların arasına katılın

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.