Nasıl Yazar Olunur?

Nasıl yazar olunur? Yazar olmak için ne yapmalı? Gerçekten basit bir cevabı olsa da, aslında tam olarak bir yanıtı denebilir. Az sonra okuyacaklarınız kendini geliştirmeye çalışan bir yazardan tavsiyeler olacak.

Bir bilim sayfasında makale okurken önerilen başlıklar içerisinde, “Evrim gerçekten var mı?” başlığına geçmiş ve gördüğüm yanıta gülmüştüm. O zamandan beri arada bir aklıma gelir ve gülümsetir. Aslında komik hiçbir şey yoktu; çok basit, üzerinde konuşmaya bile gerek olmadığını anlatmak isteyen, tek kelimelik bir yanıttı bu; evet. Yalnızca “evet” yazıyordu. Neden mi böyle girdim yazıya? Çünkü ben de buna yakın bir yanıt verebilecekken, internette gördüğüm bazı gereksiz önerilerin, sözde öğütlerin üstünden geçmek istedim.

Nasıl Yazar Olunur? Yazarlık Yetenek mi?

Nasıl yazar olunur? Benim yanıtım şu; okuyarak ve yazarak. ÇOK OKUYARAK ve ÇOK YAZARAK. Peki tanınmış yazarlar, nasıl yazar oldular dersiniz? ÇOK OKUYARAK ve ÇOK YAZARAK. Elbette her çok okuyan ve çok yazan yazar olamayabilir. Belki gerçekten de insanın içinde bir yerlerde yazar olmaya dair etkili bir dürtünün olması şarttır. Belki de, kimilerinin ateşli bir şekilde savunduğu gibi, yetenek işidir. Ama ben yazmak söz konusu olduğunda salt yeteneğe katılmıyorum; bana kalırsa azim her şeyden öte. Yazarlık Doğuştan Gelen Bir Yetenek mi? başlığında buna değinmiştik. Biraz şansı ya da bu her şeyde olduğu gibi yazar olmakta da torpili es geçmemek lazım. Sonuçta onlarca kez reddedilen kült romanları ve hala çok satanlarda ne işi olduğunu anlamadığım o kitapları hala görüyoruz.

Nasıl yazar olunur? Tekrar ediyorum; çok okuyarak ve çok yazarak. Gerekiyorsa az yazmalı ama okuduğu kitapların kalitesinden asla ödün vermemeli insan. Elbette Sabahattin Ali‘nin Kürk Mantolu Madonna‘sı ya da Markus Zusak‘ın Kitap Hırsızı gibi eserler okunuyor ve okunmalı da ama insan bir noktadan sonra edebi kalitesi çok daha iyi eserlerle muhatap olmalı. Nitekim burada Sabahattin Ali‘yi küçümsediğimi düşünenler olabilir ama edebi kalitesi daha yüksek olan eserler arasında İçimizdeki Şeytan ya da Sırça Köşk’te bulunuyor benim için.

Ne yazmak istediğiniz de çok önemli. Sözgelimi, öykü yazmak istiyorsunuz; o halde niçin şiir okuyasınız? Hayır, elbette okunmalı ama önceliğiniz öyküyse, kalkıp okuma ağırlığını şiire verirseniz, bu tercih yazınsal anlamda kendi ilerlemenizi çok yavaşlatacaktır. Ya da diyelim ki roman yazacaksınız; ne diye A’dan Z’ye Felsefe gibi bir kitabı okuyasınız? Eğer kitabınız felsefe de içerecekse ne ala!

Öykü mü yazacaksın? Alacaksın Stefan Zweig, Jack London, Edgar Allen Poe, Anthon Çehov, Sabahattin Ali, Yusuf Atılgan, Aslı Erdoğan ya da yüzlerce kaliteli öykü yazarının eserlerini, dillerini, tarzlarını, cümlelerini didik didik edip öğreneceksin ve nihayet, yaza yaza göreceksin ki onlardan bağımsız bir üslubun oluşmuş; kendine has bir yazım tarzın var artık. Belki ilk başlarda okuduklarını taklit edeceksin ama bu gayet normal, etkilenilmeyecek yazarlar değil ki bunlar!

Roman mı yazacaksın? Ya da dur, çağın vebasını söyleyelim; Distopya! Bu arada, ben de bir distopya yazmıyorum değil. Veba’dan kastım, 1984 tüm iktidar karşıtlarının elinde kutsal kitap olduğundan beri her yerden sözde distopya fışkırması! Alakalı ya da alakasız önemi yok, tüm yayınevleri dünyanın sonu ya da totalitarizm ile ilgili bir takım sözde distopyalar yayımlıyor. Gel gelelim distopya yazacaksınız, o halde yapmanız gereken nedir? Hayır, distopya kitapları okumak değil; önce distopya, ütopya, heterotopya gibi kavamları öğrenecek, aralarındaki farkları bilecek ve (bana kalırsa) önce ütopyaları okuyacaksınız. Çünkü çok az ütopya örneği var ve aslında okuduğunuz zaman, -çoğu uzun uzun yıllar önce yazıldığı için- hiçte ütopya olmadıklarını göreceksiniz. Ardından distopyaları, Cesur Yeni Dünya, 1984, Damızlık Kızın Öyküsü, Gökdelen, Fahrenheit 451, Otomatik Portakal, Demir Ökçe ve belki de distopyaların atası olan Biz‘i okuyacak, distopyanın mantığını kavrayacak, (elbette hiç bilmediğinizi varsayarak söylüyorum) nihayet ne yazmanız gerektiğini, nasıl yazmanız gerektiğini anlayacaksınız.

Bir üst paragrafı biraz açmak istiyorum; söz konusu bir eser ortaya koymak olduğunda bir başka eserden esinlenmek bana göre gayet doğaldır. Örneğin, Yevgeni ZamyatinBiz isimli distopik eseri insanlığa sunmamış olsaydı belki de distopik eserlerle insanlar çok uzun zaman sonra tanışacaktı. Ya da Montaigne denemeleri yazmamış olsaydı… Bu yüzden eğer söz konusu edebiyatta daha üst bir metin ortaya koymaksa, esinlenmek hiç burun kıvrılacak bir şey değildir. Graham Bell‘in telefonu icat etmesinin ardından geçen uzun yıllar sonra Steve Jobs iPhone‘u piyasaya sürdüğünde hiç kimse “fikir hırsızı” gibi bir ithamda bulundu mu? Hayır, bence bulunmamalı da.

Nasıl yazar olunur sorusu hakkına biraz daha yazdıktan sonra, bu soruya internet üzerinde verilen yanıtlara biraz göz atacağım.

Yazdınız, kötü mü oldu, saklayın. Bir kenarda dursun, ne zararı var ki? Yakın gördüğünüz kişilere okutursanız beğenmediklerinde üzülebilirsiniz, belki de hevesiniz kırılır. Bu yüzden önermiyorum. Ama okutmak, eleştiriye açıksanız, size çok şey katacaktır. Bu yüzden internet üzerinden arayarak bulabileceğiniz birçok yazar grubu mevcut. Örneğin; Bilim Kurgu Kulübü. Bilim kurgu unsurları içeren ya da tamamen bilim kurguya sahip içeriği olan yazılarınızı buradaki arkadaşlarla paylaşabilirsiniz. Ama lütfen, eleştirileri bir hakaret olarak değil de, iyilik olarak görün. Eğer hakaretse de öyle; bu iyilik, neyi kiminle yapmamanız konusunda size iyi bir yol gösterici olacaktır. 🙂

Saklayın, atmayın demiştim, bunu biraz açayım. Aradan yıllar geçtiğinde dolaplarınızı düzenlerken elinize gelen defterleri açıp bakmak eğlenceli olabiliyor. Ben öyle yapıyorum. Bir kitabım yayımlandı, diğeri hazır, okuyan insanlar eserlerimden memnunlar ve eleştiriyorlar! İnanın, en sevindiğim noktalar eleştiriler oluyor, çünkü bir noktada benim asla göremeyeceğim bozuklukları yakalayabiliyorlar. Jack London‘ın Martin Eden isimli eserini hatırlayın; yazılarını reddeden yayınevleri, Martin Eden ünlü bir yazar olduktan sonra nasıl da eski eserlerinin peşine düşmüşlerdi… Öyle olacak demiyorum elbette ama kötü dediğiniz eser belki ileride üzerinde yapacağınız küçük oynamalarla bir şahesere dönüşecek. Dönüşmese de kendinizle eğlenirsiniz.

Kısaca tavsiyeler;

İyi bir dinleyici olun! Çünkü dinlemeyi bilmeyen, öğrenemez.

İyi bir gözlemci olun! Çünkü yazarlık gözlem, hayal gücü, üslup ve azim demektir.

İyi bir araştırmacı olun! Çünkü öğrenmek, dinlemek kadar araştırmaktan da geçer.

Not Alın! Çünkü insan beş dakika önce aklına gelen harika bir kurguyu unutabiliyor.

ve o ilham perisi saçmalığını boş verin! İlham perisini beklerseniz, çok beklersiniz. Hemen  okumaya ve yazmaya başlayın.

Eleştirilere geçmeden önce çok kısa bir anımdan bahsedeyim. Lisede yazdığım “şiirler” birere mani gibiydi, hala saklarım. Düşününce ne kadar komik olduklarını fark ediyorum. O zaman yazdıklarımla alay eden arkadaşlar, iki ya da üç yıl sonra yazdığım şiirleri kız arkadaşlarına gönderirlerdi. Ardından, yazdığım öyküleri mail atarak benden ister oldular ve nihayet, yazdığım ve oldukça acemice olan, internette yayınladığım romanımın çıktısını alıp “ileride ünlü olursan satarız” diyerek imzalattılar. Elbette bunlar aramızda birer şakadan ibaretti ama yine de ufak bile olsa ilerleme kaydettiğinizde, insanların sizlere bakış açısı değişiyor. Bu hususta, bunu tamamen çalışarak yapabilirsiniz. Ben başardım, demiyorum, siz başarabilirsiniz, o yüzden vazgeçmeyin, diyorum.

Bir çok insan, nasıl yazar olunur diye google’da aratıyor, birçok güzel kaynak olsa da, bazıları içler acısı. “Hemen gidin ve yazı atölyesine kaydolun!” diyeni gördüm. Büyük ihtimalle insana bir şeyler katıyordur bu tarz atölyeler ama bu soruyu soran bir insan işin çok başında demektir. O yüzden önce cesaretini toplamalı, kararını vermeli ve okuma yapmalıdır. Çünkü yazı atölyelerindeki eleştirilere açık olmayacaktır. Yazı atölyesindeki eğitmen(?)’in tarzıyla yazar adayının tarzı uymazsa ya da eğitmen yazar adayına herhangi bir sebepten ters yaklaşırsa ne olacak? Başlamadan biten bir yazarlık hevesi daha…

Hakkını yemeyeyim, birçok insan nasıl yazar olunur sorusuna “çok okuyarak”, “çok yazarak” demiş. Elbette haklılar ama bir çoğu da “başkalarına da okutun,” diyor ki bu konuda fikirlerimi yukarıda belirtmiştim, üzerinde fazla durmadan birkaç kelam edeceğim yalnızca.

Eserinizi okutacağınız kişi kim? Daha önce hiç bir öykü ya da şiir yorumlamış mı? İyi bir okur mu? Size ve eserinize bakış açısı duygusal mı yoksa mantıksal mı olacak? Bunlar önemli. Sırf sizi kırmamak için çok güzel derse, artık iyi bir yazar olduğunuzu düşünebilirsiniz. Tam tersi, sizi kırbaçlamak amacıyla eserinizin çok kötü olduğunu -tamamen iyi niyetli olsa da- söylerse, bu sefer iyi olan bir esere kötü diyerek sizi yanlış yönlendirmiş olacak. Bu yüzden o başkalarının, sizinle empati yapabilecek kişiler olmasına özen göstermenizi tavsiye ederim. Zira ben gayet beğendiğim bir öyküme burun kıvıran bir arkadaşıma bir sayfalık bir yazı  yazmasını söylediğimde yazamamıştı. Ayrıca o öyküm bir dergide yayınlandığında, onlarca tebrik maili/mesajı almıştım. Sözün özü; eserinizi kime okutacağınız oldukça önemli bir konu!

(Üstteki konuda size seve seve yardımcı olabilirim. Eserlerinizi eleştirmem için bana gönderebilirsiniz.)

Yazar olmak için hangi bölüm okunmalı?

Yazar olmak için edebiyat bölümü okuyun! İnanılmaz, akıl almaz bir öneri. Kaç yazarın edebiyat bölümü okuduğuna bir bakın. Elbette bu bölümü okumak hiç hafife alınmayacak bir birikim kazandıracaktır ama yazarlık okul okuyarak yapılacak bir “iş” değil ki. Oğuz Atay İnşaat Mühendisliği mezunuydu. Orhan Pamuk, mimar olmaktan vazgeçip gazetecilik okudu ama hayır, edebiyat okumadı. Yazarlık öğretilebilecek bir şey değildir. Okumak ya da yazmak öğretilebilir ama hiç kimse size kafanızın içindekileri nasıl kağıda dökeceğinizi dikte edemez, bunun için sizi sınav yapamaz. En azından yapmamalı. Ve arkadaşlar, yazar olmak için hangi bölüm okunmalı diye sormamamız, alacağınız cevaplar karşısında moral bozukluğu yaşama olasılığınızı düşürecektir.

Nasıl yazar oldular, sorusunu sorup cevabını düşünmek bile yeterli. Hangi yazar edebiyat bölümü okudu ki? Elbette okuyanlar var ve bu muhakkak yazara çok şey katıyor ama yazar olmak için hangi bölüm okunmalı, sorusunun yanıtı, “hiçbir bölüm okumana gerek yok, kişisel gelişimine önem ver!” olmalı.

Yazar olmak için ne yapmalı ya da nasıl yazar olunur sorularıyla ilgili olan bireylerin Google üzerinden yaptığı diğer araştırmalara baktım; genel olarak nasıl para kazanabileceklerine yönelik araştırmalar yapmışlar. Yani nasıl yazar olurum sorusunu soran bireyler aynı zamanda nasıl para kazanırım sorusunu da soruyor. Bu noktada şunu açıklığa kavuşturmak istiyorum; Türkiye’de yazarlıktan para kazanmak çok zor! Eğer çok satan kitapları görüp “ben de yazarım” diyorsanız, üzgünüm, yazsanız da kazanamayabilirsiniz. Çünkü günümüzde çok satan kitapların çoğu reklam ürünü. Yani kötü olsa da, reklamı iyi. 

Sözün özü, sayın okur, nasıl yazar olunur sorusuna verilebilecek kesin bir yanıt olmasa da, gözünüzü diktiğiniz ve çıkmak için cesarete ihtiyacınız olan yolda, o yola girmiş insanlar tarafından verilebilecek tavsiyeler var. Bunlardan bazılarını yukarıda okudunuz. Benim size bir arkadaş olarak tavsiyem, yine, kim bilir kaçıncı kez, çok okumanızdır.

Şimdilik okuduğunuz için teşekkürler.


Ayrıca ilginizi çekebilir;

Yaratıcılık, edebiyat için oldukça önemli: Yaratıcılık ve Edebiyat

İddia ettikleri gibi mi?: Yazarlık Doğuştan Gelen Bir Yetenek mi?

Kulak arkası edilememesi gereken öneriler: Kitap Yazmak İstiyorum Diyenlere Öneriler

Yazar adayları için kitap önerileri: Yazar Adayları İçin; Okunması Gereken Kitaplar

Tekrar kontrol etmenizde fayda var: Kitabınız Gerçekten Yayımlanmaya Hazır mı?

Oldukça açıklayıcı bir makaleyle bu soruya yanıt verdik: Kitap Bastırmak Neden Zor?

Hayati önem taşıyan bir konu: Kitap Dosyanızı Hangi Yayınevine Göndermelisiniz?

Ne kadar kazabilirsiniz, haklarınız neler, hemen öğrenin: Yazar Adayları İçin Kitap Telif Hakkı Bilgilendirmesi

Blog açmak istiyorsunuz ama nasıl olacak bilmiyor musunuz? Gelin: Blog Nedir? Nasıl Açılır?

Yazar: Baturalp İlkay Gülten

Odyometrist. Anı Hırsızı isimli öykü kitabının yazarı. YazarOlmak.com'da yazar ve yazar adaylarıyla beraber kendini geliştirmeye çalışan bir gönüllü.

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Nasıl yazar olunur? Kitap yayımlatmak neden zor? Bir öykü kaleme alırken nelere dikkat edilmesi gerekir? Başarılı yazarların yazar adaylarına önerileri nelerdir? Gibi sorular soruyorsanız, cevapları e-posta kutunuza gelsin.

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.

No Responses - Add Comment

Yorum Yazın

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Öğrenme isteğiyle dolu olanların arasına katılın

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.