İntihar Eden Yazarlar ve Şairler

İntihar eden yazarlar konusuna bir sitede denk geldim ve yüzeysel bir araştırma yapmak istedim. Yalnızca birkaç yazarın üzerinde duruluyordu. Ben de tanıdığım yazarlar üzerinden giderek altı kadın ve altı erkek yazar seçerek hayatlarına, eserlerine ve intiharlarına dair bir yazı kaleme almak istedim. İntihar eden yazarlar ve intihar eden şairler elbette bu yazıdakilerle sınırlı değil ama yazı oldukça uzun bir hale geldiği için kesmek durumunda kaldım. Bir başka intihar eden yazarlar listesinde, diğer yazarların hayatlarını da kaleme alacağım.

Elbette böyle bir yazı kaleme almak insanı üzüyor; insan, yaşasalardı da biraz daha yazsalardı, demeden edemiyor. Bu minvalde oldukça hayatlarına bağlı kalıp kısa bir şekilde kendileri hakkına bilgi iletmeye çalışacağım. Bu yazarları ayrı ayrı daha sonra tekrar kaleme almayı düşünüyorum.

İntihar Eden Yazarlar ve Şairler

1. Virginia Woolf (d. 25 Ocak 1882-ö. 28 Mart 1941)

 

Wirginia Woolf

Wirginia Woolf

İntihar eden yazarlar yazımızın başında, ahlak dayatmalarının İngiltere’de zirve yaptığı Victoria Çağı’nda, 25 Ocak 1882 yılında, Londra’da dünyaya gelen Woolf yer alıyor. Toplum normları sebebiyle kendi ailesinde de kız çocukları okula gönderilmediği için eğitimini annesinin de desteğiyle evinde, babasının kütüphanesinde almak zorunda kalmıştı. Ailesi İngiltere’nin önde gelen entelektüellerinden olsa da, çağın zulmünü daha hayatının başında tatmıştı Woolf. Fakat gariptir ki, henüz dokuz yaşındayken kardeşi Thoby ile birlikte bir hukuk dergisi çıkartmaya başlamışlardı.

Woolf, evde eğitim görmüş olması sebebiyle aile ilişkilerinde epey keskin gözlemlere sahipti; eserlerinde bu rahatça gözlemlenebiliyor. Zengin bir ömür sürdüğünü söyleyebiliriz; her adımında bir yardımcı ordusu Woolf ve kardeşlerinin peşinde dolanıyordu. Bu kardeşlerden üçü öz, beş tanesi üveydi; annesinin de babasının da ikinci evlilikleriydi.

Henüz on üç yaşındayken annesini grip yüzünden kaybettiğinde, bu acı onun ruhunda derin ve düzeltilmesi mümkün olmayan acılar bıraktı. Bu travma iki yıl sonra bir sinir krizine, ardından da ömür boyunca sürecek olan gaipten sesler duyma, halüsinasyonlar görme ve depresyona yol açmıştı. Annesine olan derin özlemini Deniz Feneri isimli eserinde açıkça belirtmiştir. Kardeşi Vanessa, bu eserdeki özlem karşısında ürktüğünü ifade etmiştir.

Annesinin ölümünden dokuz yıl sonra, 1904 yılında babasını da kaybettiğinde, her ne kadar onu pek sevmediği söylense de, ikinci bir sinir krizi yaşamıştır.

Profesyonel olarak 1905 yılında edebi eleştiriler yazmaya başlayan Woolf, 1906 yılında kardeşi Thoby’nin beraber çıktıkları Yunanistan gezisinde tifoya yakalanması sonucu yaşamını yitirmesiyle, zihinsel problemleriyle başa çıkamaz duruma gelmişti.

1912 yılında en büyük destekçisi olan Leonard Woolf ile evlenmiştir. Leonard Woolf bir yayıncıydı ve o dönem Virginia Woolf’un yazdıklarını yayınlayabilecek cesareti, elbette eşi göstermişti.

Woolf, eserlerinde bilinç akışı tekniğini kullanmıştır. İlk olarak Jacob’un Odası isimli eserde bu tekniği denemiş olsa da, Mrs. Dalloway ile bu teknikle yazılmış bir başyapıt ortaya çıkarmıştır.

Virginia Woolf, yirmi iki yaşından itibaren üç kere intihara kalkımış ve üçüncüde başarılı olmuştur. Ceplerine taş doldurarak bedeni Ouse nehrine bırakan Woolf, böylelikle hayata gözlerini yummuştur.

18 Mart 1941 yılında yaşamına son veren Virginia Woolf, tarihin en sarsıcı intihar mektubu sayılabilecek olan son mektubunda eşine aşağıdaki gibi seslenmiştir;

En sevdiğim,
Yeniden delirmek üzere olduğuma eminim. O korkunç dönemlerden birine daha göğüs gerebileceğimizi sanmıyorum. Ve bu sefer toparlanamayacağım. Sesler duymaya başladım ve dikkatimi toplayamıyorum. Ben de yapılabilecek en iyi şey gibi görüneni yapıyorum. Sen bana mümkün olan en büyük mutluluğu verdin. Biri her ne yapabilirse hepsini yaptın. İki kişinin bizden daha mutlu olabileceğini düşünmüyorum, ta ki bu korkunç hastalık gelene kadar. Artık mücadele edemiyorum. Hayatını berbat ettiğimi, bensiz çalışabileceğini biliyorum. Ve yapacaksın, biliyorum. Görüyorsun, bunu bile düzgün bir şekilde yazamıyorum. Okuyamıyorum. Söylemek istediğim şey şu; hayatımın bütün mutluluğunu sana borçluyum. Bana karşı hep sabırlıydın ve inanılmaz bir şekilde iyiydin. Bunu söylemek istiyorum – herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o sen olurdun. Senin iyiliğinin kesinliği dışında her şey benden gitti artık. Hayatını daha fazla mahvedemem.
Sanmıyorum ki başka iki kişi bizim olduğumuz kadar mutlu olabilsin.

V.

2. Stefan Zweig (d. 28 Kasım 1881-ö. 22 Şubat 1942)

Stefan Zweig

Stefan Zweig

Varlıklı bir ailede yetişen Zweig, küçük yaşlarından itibaren iyi eğitim görmüş olan bir entelektüeldi. Latince, İtalyanca, Fransızca, İngilizce ve Yunanca konuşabiliyor, yazabiliyordu. İlk şiirlerini lise öğrenimi devam ederken kaleme alan yazar, Berlin ve Viyana üniversitelerinde Felsefe eğitimi görmüştü. Birinci Dünya Savaşı’nda gönüllü olarak Viyana Savaş Karargahı’nda gönüllü olarak Savaş Arşivi bölümünde çalıştı. Savaştan sonra Salzburg’a geri dönen yazar, ilk eşi olan Frederike Von Winternit ile evlendi ve yirmi yıl boyunca aynı şehirde kaldı. En önemli eserlerini, Salzburg’daki villasında kaleme aldı. Bu villada Thomas Mann, James Joyce gibi ünlü isimleri konuk etti. Elbette ünü doruklardaydı ve edebi alanda büyük bir çevre edinmişti.

Naziler yasaklı kitap listeleri paylaşıp, bu kitapları yakmaya başladıklarında, Yahudi kökenli olan Stefan Zweig’in eserleri de bu listede yer alıyordu. Bir yıl sonra, 1934’te Gestapo’nun villasını basıp arama yapması sebebiyle başına gelecekleri anlayıp Londra’ya taşındı.

1937 yılında ilk eşiyle yollarını ayıran yazar, 1938 yılında yanında Lotte Altman ile Portekiz’e gitti ve evlendi. Bir konferans için gittiği Brezilya’ya yerleşen Zweig, en ünlü eseri Satranç’ı orada kaleme aldı.

Nazilerin Avrupa üzerindeki baskısı sebebiyle, artık dünyanın eskisinden daha iyi bir yer haline gelmeyeceği düşüncesine saplanarak, 22 (23) Şubat 1942’de, Rio De Janerio’da karısıyla beraber hazırladığı karışımdan içerek intihar eder. Ölü bedenlerini bulanlar, eşi ve karısının birbirine sarılmış fotoğrafını çekmişlerdir.

Stefan Zweig, intiharından hemen önce şu mektubu kaleme almıştır;

“Kendi isteğimle ve bilinçli olarak hayattan ayrılmadan önce, son bir görevi yerine getirmeğe kendimi mecbur hissediyorum. Bana ve çalışmalarıma, böyle iyi ve konuksever şekilde kucak açan harikulade ülke Brezilya’ya içtenlikle teşekkür etmeliyim. Her geçen gün, bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim ve benim lisanım konuşulduğu dünya, bana göre mahvolduktan ve manevi yurdum Avrupa’nın kendi kendisini yok etmesinden sonra, hayatımı yeni baştan kurmayı daha fazla isteyebileceğim bir yer daha yoktu, ama 60 yaşından sonra, yeni baştan başlamak için özel güçlere ihtiyacım vardı. Benim gücüm ise, uzun yıllar süren yurtsuz gücüm sırasında tükendi. Böylece, ruhsal çalışması, her zaman en büyük sevinci ve bireysel özgürlüğü bu dünyanın en büyük nimeti olan bu hayatı, zamanında ve dimdik sona erdirmek bana daha doğru görünüyor.

Bütün dostlarımı selamlarım! Umarım, uzun gecenin ardından gelecek olan sabahın kızıllığını hala görebilirler, ben, çok sabırsız olan ben, onların önünden gidiyorum.”

En sevdiğim öyküsü olan Fantastik Bir Gece gibi birkaç öykü daha kaleme alması için neler vermezdim. İntihar eden yazarlar, insanı uzaklara bakıp düşündürüyor; hayat gerçekten yaşamaya değer mi?

3. Sylvia Plath (d. 27 Ekim 1932-ö. 11 Şubat 1963)

Syliva Plath

Syliva Plath

İntihar eden yazarlar arasında en çok bilinenlerden birisi olan Sylvia Plath, Alman bir baba, ABD’li bir annenin çocuğudur. İlk şiirini henüz sekiz yaşındayken yayımlamıştır.

Ne yazık ki hayatı boyunca ileri derecede manik-depresif bozuklukla yaşamak zorunda kalmıştır. İlk intihar girişimini, burs kazanarak gittiği Smith Collage’de gerçekleştiren Plath, o yıl akıl hastanesine yatırılmıştır.

Kazandığı bir başka bursla Cambridge Üniversitesini kazanan yazar, bu okulda şiirlerini öğrenci gazetesinde yayımlamıştır. Plath, bu okulda, ileride evleneceği adam olan şair Ted Hughes ile tanışmıştır. İkisi evlendikten sonra Boston’da yaşamaya başlasalar da, bir bebekleri olacağını öğrendiklerinde İngiltere’ye geri döndüler. Aralarındaki problemleri aşamayan çift, bu dönemde ayrılma kararı aldı ve Plath, kısa süre içinde boşanma davası açtı.

Ayrıldıktan sonra tuttuğu ev önceden İngiliz şair William Butler Yeats’e aitti. O evde yaşadığı iki yıl Plath için çok zor geçmiştir. 11 Şubat 1963 tarihinde, üst katta oturan çocuklarının yanına kurabiye ve süt bıraktıktan sonra, odalarının kapısından gaz girmeyeceği konusunda emin olmak için kapılardaki delikleri ve boşlukları bantla kapattıktan sonra, kafasını fırının içine sokarak intihar etti.

Acaba ev lanetli miydi? Çünkü William Butler Yeats, yine aynı evde intihar etmişti.

İntiharıyla ilgili birçok kez eleştirilen eski eşi Ted Hughes, yıllar sonra Sylvia Plath ile olan anılarını yayımlamıştır.

4. Jack London (d. 12 Ocak 1876-ö. 22 Kasım 1916)

 

Jack London

Jack London

İntihar eden yazarlar arasında olmasaydı ne güzel olurdu değil mi? Elbette, diğer yazarlar için de aynısı geçerli. Şöyle bir düşünün yazdığı kitapları; daha okumayı ilk söktüğümüz zamanlarda Beyaz Diş’i vermiyorlar mıydı elimize? Biz de burun kıvırıyor ama seneler geçince değerini anlıyorduk. Büyük yazardı Jack London. Hala etkisinde azalma olmayan büyük yazarlardan.

Elliden fazla kitap yazmış olan ABD’li yazar Jack London, San Francisco’da dünyaya gelmiştir. Babası, annesi henüz ona hamileyken terk etmiş, annesi de başarısız bir tüccarla evlenmiştir. Yoksul bir çocukluk geçirmiş olan yazar, okumayı kendi kendine öğrenmiştir. Vakit buldukça okula gider kitap okur ya da tanıdıklarından ödünç kitaplar alır, sabahlara kadar okurdu. Yaşam mücadelesinin yanında okula gitmiş, ortaokulu zar zor bitirebilmiştir.

Ülkesinin sınırları dışında da çalışmış olan yazar, maceralı bir yaşam sürmüştür; Mançurya’da savaş muhabirliği, çamaşırcılık, tayfalık, balıkçılık yapmıştır.

London, Amerika’yı yürüyerek dolaşan bir yazardır. Kanada’da “serserilikten” otuz gün hapis yatmıştır.

Birçok öykü, deneme ve şiirleri gazetelerde ya da dergilerde yayımlanmıştır. İlk kitabı 1900 yılında Kurdun Çocuğu adıyla yayımlanmıştır.

Jack London, tarihin ilk milyoner yazarıdır. Bu kadar başarısız bir hayatın ardından edebi ve maddi olarak büyük bir güç kazanmıştır.

Aslında Jack London intihar etmiş midir bu hala tartışılıyor. Kimi kaynaklar intihar etti dese de, aslında aşırı dozdan öldüğü bilinmektedir. İsteyerek ya da istemeyerek kendini öldüren Jack London da intihar eden yazarlar arasında yer alıyor.

5. Nilgün Marmara (d. 12 Şubat 1958-ö. 13 Ekim 1987)

Nilgün Marmara

Nilgün Marmara

“Hayatın neresinden dönülse kârdır.”

1982 yılında Kağan Önal ile evlendi ve bir süre Libya’da yaşadı. Kimseye söz etmese de, Libya’da da şiir yazmaya devam etti. İlköğretim ve lise eğitimini Kadıköy Maarif Lisesi’nde tamamlayan Nilgün Marmara, Üniversite eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde, Sylvia Plath üzerinde incelemeler yaparak, “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi” isimli tezini yazarak tamamladı.

Kızıltoprak’taki evlerinde dönemin büyük şairlerini ve yazarlarını konut ettiler. Cemal Süreya, Ece Ayhan, Tomris Uyar, İlhan Berk ve daha nicesi. Yaşama hiç ama hiç tutkun olmayan bir kadın, Nilgün Marmara…

Manik depresifti. Ama ölümüne neden olan şey için türlü spekülasyonlar bulunmakta; bunların başında yasak aşklar gelmektedir. Elbette bu konular Nilgün Marmara’nın tercihleri, bu yüzden bunları dile getirmeyi hoş bulmuyorum. Diğer yandan bakarsak, bana manik depresif daha mantıklı geliyor; yukarıda okuduğunuz üzere bir çok yazar ve şair de manik depresif bozukluk sebebiyle intihar etmiştir.

Nilgün Marmara’nın ölümünde de bir takım spekülasyonlar bulunmaktadır; Lale Müldür, onun öldürüldüğünü iddia etmiştir. Pervazların kırık olduğu, bir boğuşma yaşandığını belirtmiştir. Hatta eşi Kağan Önal’ın general babasının bir asker tutarak Nilgün Marmara’yı öldürdüğü konusunu epey sert bir şekilde dile getirmiştir. Aralarındaki husumeti bilmiyoruz ve büyük ihtimalle bilemeyeceğiz ama bu büyük bir suçlama. Zaten Cezmi Ersöz bu suçlamaya tepki gösteren bir açıklama yapmıştı;

“Nilgün’ün birtakım dedikodularla yıpratılmasına göz yumamam. Nilgün olayında Ece Ayhan’a büyük haksızlık yapıldı. Nilgün, Ayhan’ı çok severdi ve dostlukları büyüktü. 20’li yaşlardan itibaren intiharı düşünüyordu. Bir ara İskenderiye’ye gitti ama mutlu olamadı. Döndüğünde bana dedi ki: ‘Cezmi, düşlerimin İskenderiyesi’ni bulamadım.’ Yüzünde ölüm ifadesi vardı son zamanlarda. Tedavi için gittiği psikiyatrisi taciz etti onu; o durum daha çok yıktı. Alkol ile birlikte antidepresan alıyordu. Bahariye’de karşılaştık; yanında eşi vardı. Kulağıma ‘Cezmi çok hastayım’ dedi. Biyolojik hastalık algıladım. Ama çökmüş vaziyetteydi. 3-4 ay sonra intihar etti. İnsanlar komplo teorilerine meraklı, Nilgün’ü kim atacaktı ki?”

“Bekleme salonu” derdi dünya için. En sevdiği yazar olan Syliva Plath gibi, o da bu salondan ayrılmayı seçti. Henüz 29 yaşında, gencecik bir kadındı; evvelinde de kırılgan yapısı yazdığı yazılarda açıkça görülebiliyordu. Yazdığı şiirler hem kendi kuşağını, hem de kendinden önceki kuşaktan hayatta olanları etkiledi.

Ne yazık ki psikolojik durumu sebebiyle intihar eden şairler arasında bulunuyor. Gönül isterdi ki hoş sohbetlerini etmeye, yazmaya devam etsin…

6. Ernest Hemingway (d. 21 Temmuz 1889–ö. Temmuz 1959)

Ernest Hemingway

Ernest Hemingway

İntihar eden yazarlar arasında dünyada en tanınanlardan olan Ernest Hemingway, Amerikan Edebiyatı’nın da en tanınan isimlerinden biridir. Yazmaya henüz lise çağlarında başlayan yazar, yazılarını ilk olarak okul gazetesinde yayımlatmıştır. Okulun ardından muhabir olarak çalışmaya başlamış ama gözünde zuhur eden bir rahatsızlıktan ötürü savaşa katılamamıştır. Savaş sürerken, gönüllü olarak, Amerikan Kızıl Haç Birliği’ne ambulans şoförü olarak katılmıştır. İki yıl boyunca görev yapan Hemingway yaralandıktan sonra kahramanlık nişanı almış ve terhis olarak mesleğine geri dönmüştür.

Birçok ülke gezip birçok yazarla tanışmış olan Hemingway, tanıştığı bu yazarlardan etkilenerek yazıları üzerinde yoğunlaşmaya başlar. Bir ara İstanbul’u da ziyaret eden yazar, Kurtuluş Savaşı ile ilgili bir takım yazı dizisi kaleme almıştır.

Bu arada öykü yazmaya başlayan ve bunda oldukça başarılı olan Hemingway, zamanla “kısa öykü üstadı” olarak anılmaya başlar. Ama onu asıl zirveye taşıyan eseri, “Silahlara Veda”dır. Yazar olduğu halde muhabir olarak çalışmaya devam eder ve çok sevdiği boğa güreşlerini izlemek için İspanya’ya gider. Burada, iç savaşın devam ettiği İspanya’da Cumhuriyetçi kanadı desteklediğini açık açık ifade eder. Muhabir olması ve savaşlardan edindiği tecrübeyle “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” isimli eserini kaleme alır. Bu romanı kaleme aldıktan yalnızca iki yıl sonra ikinci dünya savaşı çıkar Hemingway, savaş muhabiri olarak görev alır. Savaşın ardından kaleme aldığı iki eser vardı; Yaşı Adam, Deniz. Bu eserler Hemingway’e Nobel Edebiyat Ödülü yolunu açmıştır.

Küba ziyaretinde Fidel Castro ile tanışır ve iyi bir dostu olur.

Ne yazık ki diğer intihar eden yazarlar gibi Hemingway de psikolojik bir takım sorunla yüzleşmek zorunda kalır ve elektroşok tedavisi görür. Hastalık teşhisi anksiyete ve depresyondur. Ne yazık ki hastalığın pençesinde, 1961 yılında kendini av tüfeğiyle vurarak yaşamına son verir. İntihar etmeden önce aradığı son kişi, Martha Ellis Gellhorn, yani üçüncü eşidir.

Ölümüyle ilgili edebiyat dünyasında bir söylenti yayılır. Kimilerine göre Hemingway, büyük yazar Fyodor Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler eseri gibi bir yapıt ortaya çıkaramadığı ve çıkaramayacağını düşündüğü için intihar ettiği yönündedir ama bunu kanıtlayacak hiçbir ipucu yoktur. Yine de bu spekülasyon yüzünden Karamazov Kardeşler için intihara sebep olan kitap, diyebilir miyiz?

7. Martha Ellis Gellhorn (d. 8 Kasım 1908–ö. 15 Şubat 1998)

Amerikalı roman ve gezi yazarı, gazeteci. Birçok listeye göre 20 yüzyılın en iyi savaş muhabirlerinden bir tanesi ve ayrıca “batılı kaynaklara göre” ilk kadın savaş muhabiri. Aslında, 1920’lerde Halide Edip Adıvar ve eşi Atatürk’ün yanında yer aldıkları Kurtuluş Savaşı’nın ardından, yine Atatürk’ün emriyle kurdukları Anadolu Ajansı’nda büyük etkisi olmuştur. Hatta daha öncesinde hem savaş cephesinden haber getirmiş, hem de silah kuşanıp savaşmıştır.

Gellhorn, 1930’larda iç savaşların patlak verdiği Avrupa’ya geçmiştir. İspanya iç savaşına Hemingway ile birlikte katılmış ve Cumhuriyetçilerin yanında yer almış, bu savaşın etkilerini Amerika’ya aktarmıştır.

Gellhorn, 60 yıllık kariyeri boyunca, dünyadaki neredeyse tüm büyük çatışmalara giderek oralarda canlı yayın yapmıştır.

89 yaşındayken çok hastaydı ve görme yetisini tamamen kaybetmek üzereydi. Böyle bir durumdayken, aşırı doz ilaç alarak hayatına son vermiştir. İntihar eden yazarlar arasında yer alan Gellhorn, Hemingway ile tutkulu aşkıyla çok konuşulmuştur.

8. Kaan İnce (d. 2 Şubat 1970–ö. 11 Ağustos 1992)

Kaan İnce

Kaan İnce

Yaşamı hakkında çok fazla bilgi olmasa da, çok iyi bir şair olduğu bilinmektedir. Henüz 21 yaşında, Kadıköy’de konakladığı otelin penceresinden atlayarak intihar eden şairler arasına katılan Kaan İnce, intihar ettiği gün, İzdüşümü isimli eserinin yayınevi tarafından kabul edildiğini öğrenmişti. 

1992 yılındaki Yaşar Nabi Nayır Gençlik ödüllerinde “dikkate değer şairler” arasında kendine  yer bulmuştur.

İntiharının ardından dostları tarafından Kaan İnce Vakfı kurulmuştur.

 

 

“İmgelerde yaşanacak aşk bırakmadım
Tüm güzellikler donup kalıverdi karşımda
Hüzün kaçıyor penceremden koşarak
Ölüm kayboldu geceye karışıp
Bir kolunda gözyaşı diğerinde acıyla”

9. Elenaor Marx (d. 16 Ocak 1855–ö. 31 Mart 1898)

 

Elenaor MarxYazar ve düşünür Karl Marx’ın küçük kızı olarak Londra’da dünyaya gelmiştir. Babasının anlattığı hikâyelerle edebiyata ilgi duymaya başlamıştı.

Henüz on altı yaşındayken Karl Marx’ın sekreteri oldu ve onunla beraber konferanslara katılarak dünyayı gezmeye başladı. Paris komünü üyelerinden birisine aşık oldu ama babası bu ilişkiyi aralarındaki yaş farkı (20) nedeniyle onaylamadı ve Elenaor Marx, İngiltere’ye dönerek öğretmenliğe başladı.

1885 yılında Sosyalist Birlik’in kurucusu oldu ve anarşistlerin gruplar halinde katıldığı bu grup 1889 yılında dağıldı.

Marx, 1989 yılında sevgilisi olan Aveling’in gizlice bir başkasıyla evlendiğini öğrendiğinde, sevgilisi, Marx’a beraber intihar etmeyi önerdi. Marx, 1898 yılında sevgilisinin temin ettiği karışımı içerek intihar etse de, Aveling sözünde durmadı. Birçok tepkiyle karşılaşsa da, hukuki anlamda bir problem yaşamayan sevgilisi hayatına devam etti.

Birçok dergide kadın hakları ve feminizm üzerine yazılar yazmıştır. Marx, sanatın feminist ve sosyalist bir araç olduğuna inanırdı. Ayrıca, Marx ailesinin en militan kadını olarak ün salmıştır.

10. Sadık Hidâyet (d. 17 Şubat 1903–ö. 9 Nisan 1951)

 

Sadık Hidayet

Sadık Hidayet

Tahran’da dünyaya gelen yazar 1925 yılında eğitimini tamamlamak üzere Fransa’ya gitmiş ve diş hekimi olmak için eğitim almıştır. Ardından mühendisliğe ilgi duyarak eğitim yönünü değiştirmiştir.

İlk hikâyelerini Paris’te kaleme alan yazar, 1936 yılında Hindistan’a yolculuk yaparak Sanskritçe öğrenmiştir. Hindistan’da Budizm’i inceleyen yazar, Buda’nın yazılarını Farsça’ya çevirmiş, yayılmasını sağlamıştır.

Sadık Hidâyet, tüm hayatını edebiyata adamıştır. İran Edebiyatı’nı çağdaş edebiyatın bir parçası haline getiren yazardır. Ülkesinde git gide yükselen monarşinin etkisiyle ruhban sınıfına ağır eleştiriler yöneltmeye başlamıştır.

Yazarın en tanınmış eseri, 1937 yılında Hindistan’da kaleme aldığı Kör Baykuş’tur.

Yazar, aynı zamanda resimle de ilgiliydi ve günümüze ulaşan resimlerinin sanatsal bir değeri bulunmadığı iddia edilmektedir. Kimi çevrelere göre yazarın yaptığı resimler, geleceğin resimleridir.

Klasik müzik dinlemeyi seven yazarın afyon tiryakiliği herkes tarafından bilinmekteydi.

Ölümünü, uzun yıllardır arkadaşı olan Bozorog Alevi şöyle anlatır;

“Paris`te günlerce, hava gazlı bir aρartman aradı, Championnet caddesinde buldu aradığını. 9 Nisan 1951 günü dairesine kaρandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanı başında yerde duruyordu.”

Sadık Hidâyet, Yılmaz Güney’le beraber Père Lachaise mezarlığında yatmaktadır.

İnsan düşünmeden edemiyor, intihar eden yazarlar arasında bulunan Sadık Hidâyet, afyonun beyninde yarattıkları yüzünden intihara sürüklenmiş olabilir mi?

 

  • İntihar eden yazarlar elbette bu kadarla kalmıyor. Zamanla, intihar eden diğer yazarları da kaleme alacağım.
  • İntihar eden yazarlar için Wikipedia başta olmak üzere birçok kaynağa başvurulmuştur.

Aşağıdaki önerileri de dikkate almanızı öneririm.

Nasıl yazar olunacağına dair: Nasıl Yazar Olunur? Öneriler

Yaratıcılık, edebiyat için oldukça önemli: Yaratıcılık ve Edebiyat

İddia ettikleri gibi mi?: Yazarlık Doğuştan Gelen Bir Yetenek mi?

Kulak arkası edilememesi gereken öneriler: Kitap Yazmak İstiyorum Diyenlere Öneriler

Kitap yazmak, ama nasıl?: Kitap Yazmaya Nereden Başlanır?

Yazar olmak istiyorum diyenlerin karşılaşacağı güçlükler: “Yazar Olmak İstiyorum” Diyenlerin Karşılaşacağı Güçlükler

Yazar adayları için kitap önerileri: Yazar Adayları İçin; Okunması Gereken Kitaplar

Yazar olmak için ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?: Yazar Olmak İçin Ne Yapmalıyım?

Tekrar kontrol etmenizde fayda var: Kitabınız Gerçekten Yayımlanmaya Hazır mı?

Oldukça açıklayıcı bir makaleyle bu soruya yanıt verdik: Kitap Bastırmak Neden Zor?

Hayati önem taşıyan bir konu: Kitap Dosyanızı Hangi Yayınevine Göndermelisiniz?

Ne kadar kazabilirsiniz, haklarınız neler, hemen öğrenin: Yazar Adayları İçin Kitap Telif Hakkı Bilgilendirmesi

Blog açmak istiyorsunuz ama nasıl olacak bilmiyor musunuz? Gelin: Blog Nedir? Nasıl Açılır?

Yazar: Baturalp İlkay Gülten

Odyometrist. Anı Hırsızı isimli öykü kitabının yazarı. YazarOlmak.com'da yazar ve yazar adaylarıyla beraber kendini geliştirmeye çalışan bir gönüllü.

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Nasıl yazar olunur? Kitap yayımlatmak neden zor? Bir öykü kaleme alırken nelere dikkat edilmesi gerekir? Başarılı yazarların yazar adaylarına önerileri nelerdir? Gibi sorular soruyorsanız, cevapları e-posta kutunuza gelsin.

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.

Yorum Yazın

Yazılar E-posta Adresinize Gelsin
Hiçbir Şeyi Kaçırmayın

Öğrenme isteğiyle dolu olanların arasına katılın

Abonelik için teşekkürler

Bir şeyler yanlış gitti.